h Dolar 8,6607 %-0.06
h Euro 10,1879 %-0.06
h BIST100 1.391,91 %-1.94
h Bitcoin 380691 %-6.88161
a İmsak Vakti 05:17
İstanbul 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Bir İslam Düşmanlığı Projesi: İslamofobi 2021

Bir İslam Düşmanlığı Projesi: İslamofobi

Bir İslam Düşmanlığı Projesi: İslamofobi

İslamofobi, ardında pis çıkar ilişkileri ve ırkçılık barındıran ağırbaşlı bir insan hakları sorunudur. İslamofobi, İslam’ı, sertlik ve terörü besleyen bir ideolojiden ibaret göstererek bunu sun’î bir korku ile dünya kamuoyunda yaymak için çalışan hain ve karanlık bir projedir.

Bir İslam Düşmanlığı Projesi: İslamofobi

Hz. Âdem’den (a.s.) nihayet peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.s.) kadar Allah’ın gönderilmiş olduğu vahyin ortak adı olan İslam; insanoğlunun kendisiyle, Rabbiyle, toplumla, çevreyle ve tüm varlık âlemiyle ilişkisini en ideal düzeyde belirleyen ilkeleri açıklayarak onun dünya ve ahiret huzurunu temin eden tanrısal bir nizamdır.

Tüm insanoğlu için can, mal, us, kuşak ve din özgürlüğünü temin eden sulh ve acıma dinidir. Allah’ın nihayet ve evrensel mesajı Kur’an-ı Kerim; dünyada rahatlık ve barışın en büyük teminatı olarak adaleti, esas hak ve hürriyetlerin dokunulmazlığını, iktisatta kayra ve itkan bilinciyle emek harcayarak hakça paylaşmayı, çevre ve toplumla ilişkilerde şefkat ve merhameti emretmektedir. Nitekim hak ve hakikat yolunun en büyük öğretmenleri peygamberler, birleştirme inancının yerleşmesi, adaletin tesisi ve güzel ahlakın yaşanması için savaşım ederek insanlığın rehberi olmuştur. Dolayısıyla, İslam’ın tüm insanlık için Allah’ın bir nimeti ve huzurun yegâne teminatı olmasının en büyük izahı ve ispatı, onun sulh ve esenliğe dair ortaya koyduğu üstün ilkelerdir.

Bu manada ilk olarak, müminlerin İslam’ın gayesi, sulh misyonu ve insanlık için öneminin bilincinde olması gerekmektedir. Nitekim “Ey inanç edenler! Hepiniz topluca sulh ve güvenliğe (İslam’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Şu sebeple o, size apaçık bir düşmandır” (Bakara, 2/208) ayeti, İslam’a doğal olarak olmanın evrensel ve en üst ilke olarak hep birlikte barışı sahiplenip bu bilinçle Allah’a teslimiyeti emretmekte, söz mevzusu rahatlık ve esenlik iklimine ziyan veren, birlik ve beraberliği zedeleyen tutum ve davranışları şeytanın adımları olarak nitelemektedir. Dolayısıyla, yeryüzünün bayındır ve ıslahı için çaba etmeyi yaşamın ve varoluşun gayesi kabul eden müminler için iyilik ve takvada yardımlaşmak, fenalık ve düşmanlık suretiyle asla bir araya gelmemek fikir ve davranışın anne ekseni olarak tebarüz etmektedir.

Tarihî süreç içinde İslam’ın ilkelerinin hayata rehberlik etmiş olduğu dönemlerde yeryüzü insanî değerlerle buluşmuş, rahatlık ve itimat hayata egemen olmuştur. Nitekim miladî yedinci asırda bir cahiliye süreci, vahyin aydınlığında asrısaadete dönüşmüş, bir asırlık bir zamanda Endülüs’ten Orta Asya’ya kadar büyük bir coğrafyada Müslümanlar, İslam’ın aydınlık yüzüyle insanlığı tanıştırmışlardır. 7. asırdan 18. asra kadar Müslümanların kurmuş oldukları medeniyetlerde ve yaşadıkları coğrafyalarda hak, sulh ve beraber yaşamaya dair nice güzel örneklikler kayda geçmiştir. Ancak 18. yüzyıldan başlayarak dünya toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. açılardan köklü değişikliklere sahne olmuştur. Son iki asırlık süreçte yeryüzünde yaşananların neticesinde  bugün toplumsal, kültürel, siyasal ve tutumsal açılardan devasa krizlerin kuşatması altında dünyamız tarihinin en güç dönemlerinden birini yaşamaktadır. İnsanlığa rahatlık, sulh ve refah getirme iddiasıyla denenen tüm ideolojiler ve politikalar inandırıcılığını yitirmiş, global blokların cemiyet mühendisliği emekleri dünyayı yıkım senaryolarına sürüklemiştir. Söz mevzusu kaotik süreçten ise en çok Müslümanlar etkilenmiş, İslam coğrafyası savaşlar, işgaller, sertlik ve yoksulluk altında güç ve sıkıntılı süreçlere mahkûm edilmiştir.

Fiili, tutumsal ve kültürel açıdan müdahalelere maruz kalan İslam coğrafyasında bilhassa İslam’ın ilkelerine yönelik planlı manipülasyonlar yapılmıştır. Bu bağlamda nihayet zamanlarda İslam’ı karalamaya yönelik çabaların İslamofobi kelimesi çevresinde yoğunlaştığını görmekteyiz. 11 Eylül 2001 terör vakaları bahane edilerek İslam coğrafyasını hedef alan fazla yönlü baskı ve saldırılarla beraber, İslam’ı ve Müslümanları bir korku ve tehdit unsuru olarak gösterme gayesiyle global bir idrak operasyonu başlatılmıştır.

Açıkça ifade etmek gerekir ki, bir İslam düşmanlığı projesi olan İslamofobi, ardında pis çıkar ilişkileri ve ırkçılık barındıran ağırbaşlı bir insan hakları sorunudur. İslamofobi, İslam’ı, sertlik ve terörü besleyen bir ideolojiden ibaret göstererek bunu sun’î bir korku ile dünya kamuoyunda yaymak için çalışan hain ve karanlık bir projedir. Bu terimi literatüre sokmaya çalışanların gerçek amacı, her vaziyet ve şartta kültürler, toplumlar, dinler ve medeniyetler içinde kavga, sürtüşme ve çatışma ortamı oluşturarak bundan çıkar sağlamaktır.

Derin hesapların, global kuvvet savaşlarının, pis çıkar ilişkilerinin neticesi olarak kurulan ve desteklenen ve hepsi birer proje olan DEAŞ vb. terör örgütleri bununla beraber yaptıkları insanlık dışı uygulamalarla İslamofobi piyasasına araç-gereç üretmektedir. İslam’ın aydınlık yüzünü karalamaya çalışan, din kisvesi altında dini kıymet ve kavramları süfli emellerine alet ederek insanların temiz duygularını istismar edip onları şiddetin nesnesi ve mağduru kılan, gerçekte hepsi karanlık odakların kuklası olan terör örgütlerinin ulu dinimiz ve onun içten müntesipleriyle hiçbir bağları yoktur. Kaldı ki, bu tür anlayış, yaklaşım ve oluşumların en büyük ziyanı, İslam’a ve Müslümanlara verdiği de açıktır. Diğer taraftan, Müslümanların kendi aralarındaki dağınıklık, tefrika, kavga, bilgisizlik, yoksulluk vb. durumlar, söz mevzusu sorunların geri planındaki psikolojik, sosyolojik, ekonomik, global vb. şartlar ve etkisinde bırakır göz önünde bulundurulmadan İslam’a mal edilmekte, İslam karşıtlığına ve Müslümanlara karşı dizgesel bir düşmanlığa dönüşen İslamofobi endüstrisinin finansörlerine araç-gereç olmaktadır. 

Bugün, barışı temel alan, hangi dine mensup olursa olsun komşusunun hakkını gözetmeyi öğütleyen, mazlumun ve mağdurum imdadına koşmayı düstur edinen, rahmeti, merhameti ve şefkati ilişkilerde eğer olmazsa olmaz bir devinim noktası olarak kabul eden, bir kişiyi öldürmenin tüm insanlığı öldürmek, bir kişiye de yaşam vermenin tüm insanlığa yaşam vermek benzer biçimde bulunduğunu bizlere beyan eden dinimiz İslam’a yakıştırılmaya çalışılan bu menfi imajı bertaraf ederek oluşturulmaya çalışılan korku ve kaygıyı gidermek için Müslüman âleminin kapsamlı ve global boyutta emekler yapması elzem hale gelmiştir.

Bu noktada bizlere düşen öncelikli vazife ve mesuliyet, İslâm’ın hak ve hak anlayışını, Hz. Peygamberin (s.a.s.) çağlar üstü örnekliğini ve üstün etik vasıflarını insanlık ailesinin her bir ferdine güzel bir üslupla, hikmetli bir üslupla sunmak için var gücümüzle çalışmaktır. Ayrıca Müslümanlar olarak, başka dünyalardaki kaygıları ve korkuları ortadan kaldırabilmek için sorunlarımızı bilim, hikmet, data ve marifetle çözerek kendi aramızda barışı, adaleti, acıma ve şefkati sağlamak ve hakikate kasteden global projelerle hep birlikte savaşım etmektir. Böylece ulu dinimiz İslam’ı en iyi şekilde temsil edip anlatmak ve bu husustaki yanlış alaka ve algıları sahih bilgiyi kuşanarak bertaraf etmek, Kur’an ve sünnetin rehberliğinde yeryüzünde tekrardan ma’rufun teminatı olmaktır.

Müellif: Prof. Dr. Ali Erbaş

Kaynak: Diyanet Aylık Dergi, Haziran 2019, Sayı: 342

1. Uluslararası Medya ve İslamofobi Sempozyumu

Kaynak: Diyanet Haber

Haber Kaynağı – Diyanethaber

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hicret’in İslam Tarihindeki yeri ve önemi nedir? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Sperrmüll Berlin

İstanbul escort Tuzla escort Acıbadem escort Bostancı escort Bağdat caddesi escort Erenköy escort Suadiye escort Küçükyalı escort Şerifali escort Kurtköy escort Sultanbeyli escort Göztepe escort Kayaşehir escort Çapa escort Bahçelievler escort Fatih escort Fındıkzade escort Beşiktaş escort escort girl dubai escort girls berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş kısa link