h Dolar 7,4057 %-0.27
h Euro 8,9486 %-0.27
h BIST100 1.471,39 %-1.13
a İmsak Vakti 06:09
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X
  • MEBhaber.NET
  • Din
  • Dondurulmuş Sperm yada Embriyonun Kocanın Ölümünden Sonra Kullanılması 2021

Dondurulmuş Sperm yada Embriyonun Kocanın Ölümünden Sonra Kullanılması 2021

Dondurulmuş Sperm veya Embriyonun Kocanın Ölümünden Sonra Kullanılması 2021

Dondurulmuş Sperm yada Embriyonun Kocanın Ölümünden Sonra Kullanılması 2021 2021

Dondurulmuş Sperm veya Embriyonun Kocanın Ölümünden Sonra Kullanılması 2021

Dondurulmuş Sperm yada Embriyonun Kocanın Ölümünden Sonra Kullanılması

Din işleri Yüksek Kurulu’nun, kocadan alınmış olan spermlerin, onun ölümünden sonrasında iddet süresi içinde kadının rahmine yerleştirilmesinin cevazı doğrultusunda oyçokluğuyla almış olduğu 21.01.2009 tarih ve 2009/08 sayılı kararının tekrardan müzakeresi sonucunda aşağıdaki yargı karara bağlanmıştır:

Kadın yada erkekteki bir hastalık yada anomali sebebiyle, gebeliğin tabii yolla gerçekleşmesi mümkün olmadığı takdirde sperm, yumurta ve rahim aynı karı kocaya kısaca eşiyle olan evliliği fiilen devam eden çifte ilişkin olmak şartıyla tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olmak caizdir.
Tıbbî zorunluluk hallerinde, üreme hücresinin dondurulmasında ve dondurulan bu hücrenin, ileride döllendirilme anındaki nikâhlı eşin üreme hücresiyle aşılanmasında da dinen bir sakınca yoktur. Bunun yanında tüp bebek uygulamasında tıbben lüzumlu olan asgari oranda yumurtanın döllenmesiyle yetinilmeli, gereğinden çok embriyo oluşturmaktan ve bu tarz şeyleri dondurmaktan kaçınılmalıdır.
Evlilik devam ederken embriyonun dondurularak sonrasında kullanılmak suretiyle muhafaza edilmesi, birçok mefsedeti ve sakıncalı sonucu bununla beraber getireceğinden doğru değildir. Bu bağlamda kocası ölmüş olan kadının, daha evvel evlilik sürecindeyken kocasının dondurulmuş spermlerini yada tüp bebek yöntemiyle oluşturulmuş embriyoları, ölümü takip eden iddet süresi içinde de olsa kullanarak hamile kalması caiz değildir. Evliliğin boşanmayla sona ermesi durumunda da aynı yargı geçerlidir.
GEREKÇE
1. Nikâh, şartlarını taşıyan bir erkekle bir kadının aile yaşamı yaşayabilmeleri için aralarında usulüne nazaran gerçekleştirdikleri bir akittir. Taraflardan birinin ölümü ile bu akit sonlanır (Serahsî, el-Mebsût, II, 71). Bu sebeple ölümle hakiki kişilik ortadan kalktığı için nikâh da mecburi olarak bitmiş olur.
Dolayısıyla eşler içinde nikâh bağları varken dondurulmuş spermlerin yada embriyoların adamın ölümünden sonrasında iddet beklemekte olan hanıma ilkahı caiz değildir. Kocasının ölümünden sonrasında, kadının kocasını yıkayabilmesi, ona mirasçı olması ve iddetini kocasının evinde geçirmesi ile iddet süresi içinde başka biriyle evlenememesi benzer biçimde kimi hükümler, ölümle sonlanmış nikâhın bazı neticeleri olarak değerlendirilir.
2. Kadının ölüm iddeti bekliyor olması nikâh bağının devam ettiğini göstermez. Bu şekilde olduğu içindir ki, kocasının vefatı sebebiyle iddet bekleyen hanımefendilere üstü örtülü bir şekilde evlenme isteği dile getirilebilmektedir. Nitekim “(Vefat iddeti beklemekte olan) hanımefendilere kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak hissettirmenizde yada bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur…” (Bakara, 2/235) mealindeki ayet bu şekilde bir hanımla evlenme isteğinin ta’riz kanalıyla ifade edilebileceğini ortaya koymaktadır. Nikâhlı bir kadının bir başkasıyla evlenmesi bâtıl olduğu benzer biçimde, ona evlenme teklifinde bulunmak da büyük günahtır.
Hal böyleyken ölüm iddeti bekleyen hanıma evlenme isteğinin hissettirilmesine bu ayet-i kerime ile izin verilmiş olması, kocasının ölmesiyle beraber nikâhın da sona erdiğini göstermektedir.
3. Yukarıdaki temel gerekçenin bir devamı olarak, kadının, ölen kocasını yıkayabileceğine ilişkin görüş ve rivayetlerden (Abdurrezzâk, el-Musannef, III, 409; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, II, 12; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, II, 449) hareketle dondurulmuş spermlerin kocanın ölümünden sonrasında iddet süresi içinde karısı tarafınca kullanılabileceğini öne sürmek, benzetme maa’l-fârık kısaca aslolan ile ışık’ içinde tam bir illet benzerliği bulunmaksızın meydana getirilen benzetme anlamına gelmektedir. Zira nesep direkt nikâhın varlığına bağlı bir hukukî netice iken (Buhârî, Husûmât 6; Müslim, Rada 36) kadının ölen kocasını yıkaması, evlilik irtibatının iddet süresi içinde bütünüyle kopmamış olmasındandır.
4. 04.12.2017 tarihinde 111007 nolu kararlarla alınan “Tüp Bebek ve Embriyo” ile ilgili Kurul fetvalarında, “nikâhlı karı-koca (eşiyle olan evliliği fiilen devam eden çift)” ifadelerine bilhassa yer verilmek suretiyle embriyonun rahme yerleştirilebilmesi için nikâhın etken olarak devam etmesi koşul koşulmuştur.
Aynı şekilde internasyonal saygın fıkıh ve fetva kurulları da tüp bebek uygulamasını, karı-koca arasındaki nikâh bağının devam etmesi kısaca ölüm ya da talak benzer biçimde bir sebeple sona ermemiş olması şartıyla caiz görmüştür. (Mecmeu’l-Fıkhi’l-İslamî, 11-16 Ekim 1986 tarih ve 16 (4/3) sayılı karar; Dâru’l-İftâi’l-Mısriyye, 26.03.2004 tarih ve 3556 numaralı fetva; el- Meclisü’l-Ûrubbî li’l-İftâ ve’l-Buhûs, 07 Kasım 2018 tarih ve 1/4 sayılı fetva; ayrıyeten bkz. el-Meclisü’l-Ûrubbî li’l-İftâ ve’l-Buhûs, 07 Kasım 2018 tarih ve 5/24 sayılı fetva; 08 Kasım 2018 tarih ve 8/25 nolu fetva)
5. Dondurulmuş spermlerin kocanın ölümünden sonrasında hanım tarafınca kullanılmasını caiz görmek, İslam miras hukuku açısından da sakınca teşkil etmektedir. Şöyleki ki; kocanın ölümü ile terekesi hemen mirasçılarına intikal eder. Söz mevzusu uygulamanın caiz görülmesi, bu yöntemle dünyaya istikbal çocuğun, embriyo haline gelmesinden evvel ölmüş babasının mirasından yoksun kalması ya da bazı varislerin miras payının eksilmesi yada tamamen ortadan kalkması benzer biçimde durumların ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Her iki durumda da varisler içinde bir haksızlık ve dengesizlik söz mevzusu olmaktadır.
6. Kocası vefat etmiş bir kadının çocuk sahibi olmak istemesinin makul bir talep olduğu söylenerek mevzuya “maslahat” açısından yaklaşılıp söz mevzusu işlemin caiz görülmesi, bununla beraber babasız çocuk dünyaya getirilmesine tasdik vermek benzer biçimde fazla boyutlu psikolojik ve toplumsal problemlere zemin hazırlayacaktır. “Def-i mefâsid celb-i menâfiden evlâdır” ile “Zararı âmmı def için zarar-ı hâs ihtiyâr olunur” şeklinde anlatılan umumi hukuk kuralları, bireysel yarar anlayışına karşı umumi yararın tercih edilmesi icap ettiğini vurgulamaktadır. Kaldı ki, kadının anne olma arzusuna, yeni bir evlilik yaparak erişmesi mümkündür.
Yukarıdaki mülahazalarla, evlilik sürecindeyken dondurulmuş spermlerin yada embriyoların, -iddet süresi içinde bile olsa- hanım tarafınca kullanılmasının dinen caiz olmadığı sonucuna varılmıştır. Aynı yargı, evliliğin boşanma suretiyle sona ermesinde de geçerlidir.

Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Organ Naklinin Dini Hükmü 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.