>
  • Ankara 17° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • İMSAK'A 05:51

  • HABER GÖNDER

  • CANLI SONUÇLAR

#Haber KAMU-ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİ ÖNÜNDEKİ ENGELLER NASIL KALDIRILABİLİR?

Teori ile uygulamanın buluşturulmasının Ülkeye sağlayacağı sinerjinin bilincinde olmayan derhal derhal asla kimse yoktur. Öyleyse bu kadar açık bir mevzuda sebep istenen ara alınamaz? Gelişmiş ülkelerdeki halk kurumları ile üniversiteler dahil içe iken bizde vaziyet niçin tersinedir? Hem üzücü hem de düşündürücü olan bu mevzuyu açıklamaya çalışacağız


Yenitan Gazetesi yazarlarından Ahmet meşhur, bugünkü köşesinde halk – üniversite ortaklaşa iş önündeki engelleri deklare etti

Meşhur yazısında:

2547 sayılı Kanun’un 38’inci maddesi kamu-üniversite iş birliği için kafi midir?

Kamu kurum ve kuruluşları ile üniversiteler içinde istisnalar haricinde adeta kalınca duvarlar bulunduğunu görürüz. Fazla ağırbaşlı bir gereksinim olmadığı sürece birbirlerinin kapısını çalmazlar. Her ne kadar teknik mevzularda iş birliği kısmen olsa da toplumsal bilimlerde iş birliği yok gibidir. Halbuki üniversitelerdeki informasyon birikiminin halk kurumları ile paylaşılması fazla ağırbaşlı bir sinerji oluşturacaktır.

Bu kapsamda bazı halk kurumları 2547 sayılı Kanun’un 38’inci maddesine gore öğretim elemanlarını görevlendirme yoluna gitmektedirler. Ancak, bu vaziyet oldukça sınırlıdır. Hatta bazı halk kurumları 2547 sayılı Kanun’un 38’inci maddesine gore görevlendirmeyi asla kullanmamıştır. Her ne kadar bu madde gereğince meydana getirilen ödemeler oldukça düşük olsa da mevzunun tutarı aşan bir boyutunun bulunduğunu ifade etmek isteriz. Ancak, bu maddenin tekrardan düzenlenmesinde yarar bulunduğunu düşünüyoruz.

Bilhassa bazı halk kurumları vardır ki bunların üniversitelerle yakın iş birliği yapmaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Bilgi çağlarında benim bilgiye ihtiyacım yoktur diyecek bir kurumu düşünemiyoruz. Bu nedenle bilgiye en çok gereksinim duyan kurumlar içinde Dışişleri Bakanlığı>nın bulunduğunu düşünüyoruz. Dış siyaset belirlemelerinde üniversitelerin yetişmiş akademisyenlerinden faydalanılması diyar açısından oldukça önemlidir. Acaba bu bakanlık, bu madde kapsamında üniversitelerden görevlendirme yapıyor mu ya da başka yollarla çalışıyor mu?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  #Haber FİLYASYON GÖREVİ ÖĞRETMENLERİN ASLİ İŞİ DEĞİL

Üniversitelerden meydana getirilen görevlendirmelerde ne kadar ücret ödeniyor?

Üniversitelerden halk kurumlarına yapılacak görevlendirmeler 2547 sayılı Kanun’un 38’inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna gore; “Bu madde uyarınca görevlendirilen öğretim elemanları kendi kurumlarından alacakları aylık ve ödeneklerin yanısıra, görevlendirildikleri kurumda yürüttükleri vazife için birinci derecenin dördüncü kademesinde bulunan bir umumi müdürün aylık ve ilave gösterge rakamlarının işgören aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı geçmemek suretiyle ilgili bakan tarafınca tespit edilecek miktarı net olarak ikinci vazife aylığı şeklinde ayrıyeten alırlar” hükmüne yer verilmiştir.

Buna gore, ödenecek ücret (1500+6400)*0,154461= 1.220 TL’yi geçemeyecektir. Bu tutarın fazla düşük bulunduğunu ifade etmek isteriz.

Ancak, bazı kurumlara meydana getirilen ücretler oldukça yüksektir. Bilhassa TÜSEB ve TÜBİTAK’a meydana getirilen görevlendirmelerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na doğal olarak en yüksek devlet memuru olan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı’na her ne isim altında olursa olsun fiilen meydana getirilen mali ve toplumsal hak niteliğindeki her türlü ödeme iç bulunacak toplamın altı aylık net ortalamasını geçmemek suretiyle Cumhurbaşkanı’nca tespit olunmaktadır. Bu şekilde meydana getirilen görevlendirmelerde ise ek olarak 15.000 TL’ye kadar ödeme yapılabilmektedir.

Sosyal bilimler mevzusunda uzmanlardan ne kadar yararlanılıyor?

Bilhassa toplumsal bilimler mevzularında kamu-üniversite iş birliğinin fazla zayıf bulunduğunu düşünüyoruz. Halbuki diyar açısından nihayet aşama tehlikeli sonuç birçok mevzunun çözümü ile toplumsal bilimler uğraşmaktadır.

Nasıl ki bir hastalıkta ilk olarak doktora gidip teşhis konulmaya çalışılıyorsa toplumsal sorunların çözümünde de ilk olarak sıhhatli teşhislere gereksinim vardır. Ne yazık ki bu mevzularda yetkin uzmanlardan yeterince yararlandığını düşünmüyoruz.

Yine üniversitelerin yaptıkları bilimsel nitelikli çalışmaların da bakanlıklarla koordineli gitmesinin önemini anlatmaya dahi gerek duymuyoruz. Ortaya çıkacak faydanın karşılıklı olması kamu-üniversite iş birliğini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu kapsamda bakanlıklarda vazife icra eden kariyer iş mensuplarının uzmanlığa geçiş için hazırladıkları tezlerin de akademisyenlerin nezaret ve denetiminde hazırlanması oldukça önemlidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  #Haber PADİŞAHIN HALKIN ARASINA KARIŞTIĞI GİZLİ YOL AÇILDI

Aynı şekilde birçok bakanlığın vazife alanıyla ilgili mevzularda bilimsel nitelikli çalışma icra eden hocaların informasyon ve tecrübelerinden faydalanılması kaçınılmazdır.

Görevlendirmenin yönetici kadrolarına yapılmasından kaçınılmalıdır

Burada ısrarla kaçınılması ihtiyaç duyulan husus ise akademisyenlerin yönetici kadrolarına atanmasından kaçınılması gerektiğidir. Aksi takdirde bir mevzuda derinliği olan ilim insanlarının rutine sokularak heba edilmesi kaçınılmaz hale gelecektir. Üstünde durduğumuz mevzu akademisyenlerin bilgilerinden azami derecede yararlanılmasıdır.

Nitekim birçok akademisyen (istisnalar fazla azdır) yönetici kadrolarına atanarak heba edilmiştir. Bunların başarısız olmalarındaki mühim bir neden ise senelerce bilimsel nitelikli camiada bulunduktan sonrasında rutine girmeleri ve geçmişte hiçbir yönetim tecrübelerinin olmaması başarısızlıkta mühim bir sebeptir. Yine senelerce bireysel ve derin çalışmalara odaklanmış insanların su süreçten çıkarak vakalara daha tepeden bakmaları bu tarz şeyleri başarısız kılan başka bir sebeptir.

Bu nedenledir ki akademisyenlerin üniversitelerden kopmayarak halk kurumlarına danışman olarak özel mevzularda destek vermeleri daha yararlı olmaktadır.

YÖK ve İnsan Kaynakları Ofisi bu mevzuda neler yapmalıdır?

Bilginin tecrübeyle ulaşması adeta toprağın suyla buluşması gibidir. Bunun güç olmadığını düşünüyoruz. Bu vaziyet hem üniversiteler hem de halk kurumları açısından oldukça büyük bir sinerji ortaya çıkaracaktır. Bunun için üniversite rektörlerinin ilgili bakanlıklarla diyaloğa geçmeleri gerekmektedir. Yani ilk adımın üniversitelerden gelmesi işi daha kıymetli hale getirecektir.

En etkili metot ise YÖK’ün İnsan Kaynakları Ofisi ile ortaklaşa çalıştay’lar düzenleyerek farkındalık da oluşturmasıdır. Daha sonrasında somutlaşan veriler ışığında fiil planı hazırlanmalı ve Cumhurbaşkanlığı sonucu ile duyurularak harekete geçilmelidir. Aksi takdirde istenilen sonuca ulaşılması oldukça zor olsa gerek.

İK Ofisi Başkanı’nın akademisyen kökenli olması sebebiyle bu mevzuda daha süratli devinim edebileceğini düşünüyoruz. Bu işin oldukça güç ve ağırbaşlı bir zihni çabaya gereksinim bulunduğunu belirtmemiz gerekiyor. Bakalım zora talip olan çıkacak mı yoksa kariyer günleri bizlere yeter mi denilecek.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  #Haber MESLEK LİSELERİ MEDİKAL FABRİKA GİBİ

YENİ ŞAFAK

Haber Kayağı

YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

#Haber İLKOKUL 4. SINIFLARDA UYGULANACAK YÜZ YÜZE DERS ÇİZELGESİ DEĞİŞTİ

Hızlı Yorum Yap

MEBhaber – Meb Haber – Öğretmen Haberleri – Meb Son Dakika – Meb Personel'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

MEBhaber – Meb Haber – Öğretmen Haberleri – Meb Son Dakika – Meb Personel'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.