h Dolar 8,6422 %-0.12
h Euro 10,1511 %-0.12
h BIST100 1.415,32 %0.56
h Bitcoin 381396 %3.88843
a Öğle Vakti 13:02
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Hurafelerin kaynakları nedir? 2021

Hurafelerin kaynakları nedir?

Hurafelerin kaynakları nelerdir?

Hurafelerin dinamikleri ve kaynakları nedir?

Hurafelerin kaynakları nedir?

Hiçbir düşünce, geçmişi olmaksızın ani ortaya çıkmaz. Bu nedenle her düşünce akımının ve fikir biçiminin geçmişten gelen köklü bir kalıntısı yada geleneği bulunmaktadır. Bu, hurafeler için de böyledir. Hurafelerin ani çok kaynakları bulunmaktadır.

Aklı Kullanmamak ve Öncekileri Bilgisizce Sorgulamadan Taklit Etmek

Hurafelerin esas deposu, aklı kullanmamak ve bunun sonucu olarak da yansılamak kanalıyla kolayı seçmek ve nefsî arzularının baskınlığı altında iradesini kullanmaktır. Zira insan bir çok vakit nefsanî arzularına aykırı olanların, akla aykırı bulunduğunu zanneder. Ona bakılırsa us rağbet gösterdiği ve meylettiği şeylerin nefsani boyutuna engel olur. Zira insan tabii olarak leziz, arzulanan ve basit gelen şeylere rağbet eder; ziyan ve elem veren şeylerden de ırak durur. Ancak us, gerçekte çirkin olan şeylerden nefret eder ve yalnızca gerçekte güzel olan şeyleri güzel olarak kabul eder. (Matürîdî, 2011, 2:255)

Kur’an-ı Kerim’de beş yüzden çok ayette aklı kullanmaya yönelik emir bulunmaktadır. Akıl, doğuştan herkeste bulunmakla beraber aslolan olan onu işlevsel kılmaktır. Bu doğrultuda hurafelerin esas sebebinin, aklı kullanmamak olduğu anlaşılmaktadır.

Aklı kullanmamak, cehaleti doğurur. Zira informasyon sadece aklı kullanma ile mümkündür. Hurafeler ise bilgisizliğin yoğun olduğu ortamlarda yeşerir. Bu nedenle hurafelerden korunmak için bilim ve bilime sarılmak ve cehaletten kurtulmak gerekir. Nitekim Allah Tealâ;

“Cahillere aldırma!” (A’râf, 7/199) şeklinde buyurmuştur.

Cehaletten yüz çevirmek ise sadece informasyon ile olur. Bilgi ise okumak ve öğrenmekle gerçekleşir. Nitekim Allah, Hz. Peygambere ilk emir olarak “Oku!” (Alak, 96/1) demiştir. Kur’an-ı Kerim’deki 

“De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!’ Doğrusu sadece us iz‘an sahipleri bunu anlamış olur.” (Zümer, 39/9) ayeti de her üç hususa dikkat çekerek, bilgisizlikten meydana gelen cehaletin yerilmesi, bilginin de övülen bir olgu olduğu, bilginin ise sadece aklı kullanmanın bir ürünü olduğu bilgisini vermektedir.

Öte taraftan Allah Tealâ; 

“Kulları içinden sadece bilenler, Allah’ın büyüklüğü karşısında coşku duyarlar.” (Fatır, 35/28) ayetiyle, Allah ile ilgili doğru informasyon edinmenin ve O’nun yasaklarından gereğince sakınmanın sadece informasyon sahibi kimseler için söz mevzusu bulunduğunu buyurmaktadır. Bu düzeye ulaşabilen bir kimse, hak ile batılı, doğru ile hatası, sahih ile bid’atı birbirinden ayırabilir. Böylece hurafelerden de ırak durur. Burada esas vurgu, hurafelerden uzaklaşabilmenin sadece informasyon ile gerçekleşeceğidir. Bunun mecburi olduğu, o nedenle de malum bir mevzuda kanaat sahibi olunması gerektiği, kulaktan duyma yada gelenekten gelme informasyon ve kabullerin her vakit gerçek ve doğruları yansıtmadığı, bunu gerçekleştirmek için de alanında uzman kişilere danışılması ve sorulması, “Eğer bilmiyorsanız bilim sahiplerine mesele.” (Enbiyâ, 21/7) şeklinde buyurulmak suretiyle özenle vurgulanmıştır.

Bu doğrultuda bilinçsiz bir halde yansılamak etmenin sıhhatli ve sağlam bir inanış olmadığı, Kur’an’da ani çok ayette vurgulanmıştır. Nitekim, “Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun!’ denildiğinde, ‘Hayır, biz, atalarımızı üstünde bulduğumuz (yol)a uyarız!’ derler. Peki fakat, ataları bir şey anlamış olmayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?” Allah’ın daveti karşısındaki tavırları itibariyle kâfirlerin hâli, tıpkı çobanın çağrısını duyduğu halde, bu sözleri anlamsız bir ses ve gürültü olarak algılayan sürünün durumuna benzer. Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Bu sebeple akıllarını kullanmazlar.” (Bakara, 2/170-171) ayetinde bu husus belirgin bir halde vurgulanmıştır.

Bu doğrultuda Yahudiler içinde mukaddes kitap Tevrat’ın yere düşmesi, bir yıkım geleceğine işarettir. Yine onlara bakılırsa köpeğin ulumasının anlamı, bir ölüm vuku bulacak anlama gelir. Aynı şekilde ay tutulması büyük bir felaketin habercisi olmasına yönelik bir veridir. Yahudilikteki bu ve benzer anlayış ve kabuller, benzer şekilde Müslümanlar içinde da görülmektedir. Öte taraftan Hristiyanlar içinde yer edinen ve göz değmemesi için meydana getirilen evlerin kapılarına at nalı asılmasının benzer uygulaması Müslümanlarda da mevcuttur. Yine aynanın kırılmasının uğursuzluk getireceğine inanılması, baykuş ötmesinin ölümü haber verdiğine delalet etmesi, siyah kedi görenin belâya uğrayacağına dair anlayışların oluşması bu yönlü inançlara birer örnektir. (Ateş, Süleyman. Görünmez Âlemin İzleri. İstanbul: Yeni Ufuklar Neşriyat, t.y.)

Hz. Peygamber, Câhiliye döneminde uygulanan birçok anlayışı, inanç ve geleneği karşı çıkarak değiştirmiştir. Söz gelimi Câhiliye süreci Arapları, Şevval ayında evlenmezlerdi. Hz. Peygamber günümüzde bile “iki bayram içinde nikah kıyılmaz” şeklinde sürdürülen bu geleneği kaldırarak, Hz. Âişe ve Ümmü Seleme ile bu ayda nikâhlanıp evliliğe ilk adımını atmıştı. (Müslim, “Nikâh”, 73; İbn Mâce, “Nikâh”, 53) Yine Câhiliye döneminde Safer ayı da uğursuz görülür, Safer ayı çıkmadan umre yapmak yeryüzünde işlenen günahların en büyüklerinden sayılırdı. (Buhârî, “Hac”, 34; Ebû Dâvûd, “Tıb”, 24) Hz. Peygamber (s.a.s.), “Safer (ayının) uğursuzluğu diye bir şey yoktur.” buyurarak Câhiliye süreci halkının bu bâtıl
inancına tavrını koymuştur (Buhârî, “Tıb”, 19).

Tabiat Olayları

Hurafelerin ortaya çıkmasına bir başka etken de mahiyeti bilinmeyen doğa vakalarına yorumlanmasındaki yaklaşımlardır. Gerçek sebebi bilinemeyen doğa olaylarının sebepsonuç ilişkisi açısından sıradışı anlamlar yüklenilmiş ve dinî içerik taşımayan yaklaşımlar sergilenmiştir. Deprem, sel, çığ düşmesi benzer biçimde doğa vakalarına, değişik anlamlar yüklenebilmektedir. Hayvanların çıkardığı seslerin olumsuzluklara işaret etmesi, ay ve güneş tutulmasının kötülüklere ve gazaba yorumlanması ve bir an evvel bu durumun değişmesi için silahla atış yapılması, tenekelere vurularak gürültü çıkarılması, bu yaklaşıma misal olarak gösterilebilir. Bu şekildeki kabul ve inanışlar, hurafelere mühim derecede kaynaklık etmektedir. (Karadaş, Cağfer. Dine Yabancılaşma Aracı Olarak Bid’at ve Hurafe. İlahiyat Akademi Dergisi, 2/3 (2016), 23-43)

İnsanlar beşerî yapısı gereği çevresindeki gelişmelerden etkilenmektedir. Söz mevzusu çevresel tabiat gelişme ve vakaları karşısında bilhassa kendisine ziyan veren doğal vakalara karşı çözüm aramaya ve deva bulmaya yönelmiştir. Bu doğrultuda kendi kültürü ve anlayışı doğrultusunda bazı nesnelerden yardım beklentisi içine girmektedir.

Geçmiş Din ve Kültürlerin Kalıntıları

Geçmişten gelen birikimlerin bazılarının hurafe olduğu görülmektedir. Bunlar dinî yada sosyo-kültürel oluşumlar olarak değerlendirilmektedir.

Geçmiş kültürlerin tesiri mevzusunda bütün dünya insanlarında bir benzerlik söz mevzusudur. Batılı, ekonomi, teknik ve bilim sahasında ilerlemiş çeşitli gereksinimleri karşılayan müesseseleri bulunan memleketlerde (katolik, ortodoks, protestan vb.) Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın, Asya’nın (Japonya) ileri seviyedeki memleketlerinde sayılar, uğurlu, uğursuz günler, fallar, adak adama benzer biçimde birçok inançların bulunmuş olduğu görülmektedir. (Tanyu, Hikmet. Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri. Ankara: AÜİF Yayınları, 1967)

Eski din ve kültürlerden gelen hurafelerin bir kısmına şöyleki değinilmiştir:

– Keldanîler zamanında fazla etkili olan yıldızların durum ve hareketlerinden hükümler çıkarma anlayışı.

– Eski Araplarda kahinler ve arrâflar (falcılar) vardı.

– Fenikelilerin türbelerde kandil yakmak âdetleri vardı. Bu sebeple Fenikeliler Sur şehrinin hamisi ve ilâhı kabul ettikleri Melkâres’in heykeli önünde devamlı kandil yakarlardı.

Mısır, Bâbil ve Asurlularda, sihir ve reml, bakla dökmek ve fala bakmak geleneği vardı.

– Süryaniler, güvercinlere mukaddes hayvan nazarıyla bakarlardı.

– İran efsanelerinde Mahud “Kaf Dağı” efsanesi bulunmaktaydı. Eski İranlılar “Kaf” isminde mukaddes bir dağ ile onun üstünde “Anka” isminde bir kuşun varlığına inanırlardı.

– Öteden beriden anlam çıkarmak, bazı nesnelerde uğur ve uğursuzluk olduğuna inanma âdeti de Romalılarda ve Araplarda bulunmaktaydı. Romalılar kuşların uçuşundan, ötüşünden bazı hükümler çıkarırlardı. Baykuş, Romalılar tarafınca uğursuz kabul olunurdu.  Bir Romalı, baykuşun ötmesini bir felâket başlangıcı olarak kabul ederdi.

– Câhiliye devri Arapları, uğur, uğursuzluğa ve cinlerle ilgili çeşitli inançlara inanıyorlardı. Cinlerin insan ve çeşitli hayvanların şekillerine girdiklerini kabul ederlerdi.

– Hristiyanlıktan kalan türbeleri kutsallaştırma, Şamanizm’den kalan su kültü, Yahudilikten kalan tılsım, günümüze kadar ulaşan birkaç hurafeden bir kısmıdır. (Günaltay, Mehmet Şemseddin. Hurâfattan Hakîkate, Sd., Ahmet Gökbel Hurafeler ve İslâm Gerçeği. İstanbul: Marifet Yayınları, 1997).

Yine uğursuzluk bağlamında güvercin, karga, baykuş ve hüdhüd benzer biçimde kuşların uçuşundan mana çıkarma anlayışı fazla eski bir geçmişe haiz olup Bâbil ve Mısırlılar benzer biçimde Yahudi ve Hristiyanlarda da var olduğu bilinmektedir.

Buna bakılırsa burada belirtilen anlayış ve kabullerin, değişik biçim ve biçimlerle derhal derhal her toplumda var olduğu söylenebilir.

Hurafelerin beynelmilel ortaklığı söz mevzusudur. Söz gelimi devletimizde uygulanan bazı hurafelerin derhal derhal aynısının, değişik ülkelerde de gerçekleştiği görülmektedir. (Özdeniz, Gökhan. Başkurtça Hurafeler ve Eski İnanışlar. Y. L. Tezi. İstanbul: M.Ü. Eğitim Bilimleri Enstitüsü 2019)

Geçmiş dönemlerden kalan ve günümüze kadar ulaşan hurafelerin bir kısmının, mahalli ve belirli vakit ve mekân için söylendiği sadece zaman içinde her tarafa yayılmış olduğu anlaşılmaktadır. Söz gelimi Salı gününün uğursuzluğu ile ilgili kabul ve uygulamaların aslının mahalli bir mana içermesine karşın yaygınlık kazanılmış olduğu da görülmektedir. Nitekim “Salı gününün uğursuzluk addedilmesinin geri planında İstanbul’un kurtarılışı” bulunmaktadır. İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinde Salı günü fethedilmiştir. Buna fazla üzülen Hristiyanlar, bu günü uğursuz olarak değerlendirmişlerdir. (Çakan, İsmail Lütfü. Hurâfeler ve Bâtıl İnanışlar. İstanbul: İFAV Yayınları, 2016)

Kaynak: Diyanet Haber

Haber Kaynağı – Diyanethaber

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hurafe ne anlama gelir? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Sperrmüll Berlin

İstanbul escort Tuzla escort Acıbadem escort Bostancı escort Bağdat caddesi escort Erenköy escort Suadiye escort Küçükyalı escort Şerifali escort Kurtköy escort Sultanbeyli escort Göztepe escort Kayaşehir escort Çapa escort Bahçelievler escort Fatih escort Fındıkzade escort Beşiktaş escort escort girl dubai escort girls berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş kısa link