h Dolar 8,6604 %-0.06
h Euro 10,1820 %-0.06
h BIST100 1.391,91 %-1.94
h Bitcoin 378021 %-6.86373
a İmsak Vakti 05:17
İstanbul 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Kelime-i Tevhid 2021

Kelime-i Tevhid

Kelime-i Tevhid

İmam esaslarının özünü ifade eden tümce: Kelime-i Tevhid

Kelime-i Tevhid

“Zât-ı ilâhiyyeyi zihinde canlandırılabilecek her şeyden berî kılmak” anlamındaki tevhîd ile burada “tümce” mânasına gelen kelimeden oluşan kelime-i tevhid (kelimetü’t-tevhîd) tabiri Allah’tan başka tanrının bulunmadığını ifade eden cümlenin adıdır.

Tevhid inancı hak dinin temelini teşkil eder. İslâm dinine girmek isteyen kimsenin yapması ihtiyaç duyulan ilk şey kelime-i tevhidi içtenlikle benimsemesidir. Kelime-i tevhid yaşamın birçok safhasında insana telkin edilir. Yeni doğan çocuğa ad konulurken kulağına kelime-i tevhid fısıldanır, nihayet demlerinde olan hiç kimseye de kelime-i tevhidi söylemesi telkin edilir.

Kelime-i tevhidin aslı “lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” cümlelerinden ibaret olup “Allah’tan başka tanrı yoktur, Muhammed Allah’ın elçisidir” şeklinde Türkçe’ye çevrilir. Kelime-i tevhid, inanç temellarının ve dolayısıyla dinin özünü oluşturan iki esas üstüne kurulmuştur. Bunların ilki Allah’ın yüceliğini ve birliğini, ikincisi de O’nun insanlarla münasebetini elde eden nübüvveti vurgulamaktadır. Kelime-i tevhid dilbilgisi açısından incelendiğinde evvel “lâ” olumsuzluk edatı ile hiçbir tanrının bulunmadığı, sonrasında da yalnız bir ve gerçek tanrı olan Allah’ın varlığının kanıtlama edilmiş olduğu görülür. Bu ise tevhid ilkesinde ilk olarak şirke sebebiyet verecek inançların geçersiz hale getirilmesi, peşinden ispatın gerçekleştirilmesinin icap ettiğini gösterir. Gazzâlî, Allah’tan başka ilâhın bulunmadığına inanmanın imanın kemali için kafi olamayacağını kaydettikten sonrasında Hz. Peygamber’in risâletinin önemine değinir ve nübüvveti onay etmekle imanın tamamlanacağını belirtir (İḥyâʾ, I, 120). Bu da Allah’ın varlığına ve birliğine Resûl-i Ekrem’in açıklamış olduğu şekilde inanılması icap ettiğini gösterir. “De ki, Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın” (Âl-i İmrân 3/31) meâlindeki âyet bu gerçeği kanıtlamaktadır.

Kelime-i tevhidle aynı niteliği taşıyan kelime-i şehâdet, İslâmiyet’in Allah’ın birliği ve Hz. Muhammed’in nübüvvetinden ibaret bulunan iki esas ilkesini içerdiğinden bazı kaynaklarda “kelimeteyi’t-tevhîd” ve “kelimeteyi’ş-şehâde” biçiminde tesniye sîgasıyla anılmıştır (meselâ bk. a.g.e., I, 117). Bu iki ilke bir arada Kur’an’da bulunmamakla beraber birinci ilke otuz yedi âyette yer verilmiştir. Bunların üçü “lâ ilâhe illallah”, otuzu “lâ ilâhe illâ hû”, üçü “lâ ilâhe illâ ene”, biri de “lâ ilâhe illâ ente” şeklindedir (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “İlâh” md.). İkinci tabir ise bir âyette kelime-i tevhiddeki biçimiyle (el-Feth 48/29), iki âyette de unsurlarını Muhammed ile resul kelimelerinin oluşturduğu değişik cümlelerle tekrarlanmıştır (Âl-i İmrân 3/144; el-Ahzâb 33/40). Bir âyette de kendisinden sonrasında bir peygamberin geleceğini müjdeleyen Hz. Îsâ’nın ifadesinde Resûl-i Ekrem’in Ahmed ismine resul vasfı nisbet edilmiştir (es-Saf 61/6).

Kur’an’da bilim sahiplerinin Allah’tan başka ilâh olmadığına şahitlik yapmış olduğu belirtilir (Âl-i İmrân 3/18). Hz. Peygamber bir hadisinde imanı, hemen sonra “âmentü” şeklinde anlatılan altı temel çerçevesinde tanımladıktan başka İslâm’ın ilk ilkesini de kelime-i şehâdete temel teşkil edecek bir tümce ile anlatmıştır (Müslim, “Îmân”, 2; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 16). Resûlullah’ın inanç için “inanmak”, İslâm için “şehâdet etmek” kavramlarını kullanmasından imanın, dolayısıyla kelime-i tevhidin zihnî ve kalbî bir iş, kelime-i şehâdetin ise lisan ve ikrar yöntemiyle icra edilen bir eylem olduğu sonucunu çıkarmak mümkündür. Kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdete ilişkin hadisler, ilgili kaynakların başta inanç ve tevhid babları olmak suretiyle değişik bölümlerinde yer almıştır (Wensinck, el-Muʿcem, “İlâh” md.).

Bazı şarkiyatçılar, kelime-i tevhid ile kelime-i şehâdetin yahudi yada hıristiyan menşeli bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Buna bakılırsa lâ ilâhe illallah ifadesi II. Samuel’de (22/32) var olup İslâm’a Yahudilik’ten geçmiştir (Rosenthal, s. 18). Aslında bu tür iddialar müsteşriklerin Kur’an ve vahiy ile ilgili taşıdıkları şüphelerden ileri gelmektedir. İslâm inancındaki kelime-i şehâdet ile Hıristiyanlık’taki şehâdeti mevzu edinen bir araştırmada İslâm’daki kelime-i şehâdetin orijinal olduğu ve bağımsız bir gelişim sürecinden geçmiş olduğu belirlenmiştir (Merrill, s. 296). Esasen ilâhî menşeli olmaları sebebiyle her üç dinde de bu kavram ve ifadelerin bulunması tabiidir. Ancak bu mevzuda ilâhî dinler içinde görülen farklılıklar, nihayet din olan İslâmiyet’in kelime-i şehâdeti ve kelime-i tevhidi Hıristiyanlık yada Yahudilik’ten aldığını değil önceki dinlerin aslî hallerini tam anlamıyla koruyamadıklarını gösterir. Müsteşriklerce ileri sürülen başka bir iddia da kelime-i tevhid ile kelime-i şehâdette yer edinen nihayet peygamberin nübüvvetini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmeleridir (TA, XXI, 468). Nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediğini söylemek ulûhiyyet ve beşeriyet statüsünü fazla açık bir halde belirleyen İslâmiyet için mümkün değildir. Peygamber yalnız dinin kuramsal yapısını pratikte tatbik eden canlı bir rehber konumundadır. Peygamber’in tebliğde bulunmuş olduğu hemcinsleri şeklinde beşer olması (el-Kehf 18/110; Fussılet 41/6) onun ile ilgili ileri sürülebilecek yanlış zanları ortadan kaldırır.

Kelime-i tevhidle ilgili olarak birçok risâle kaleme alınmıştır. Bunların bir kısmı Zerkeşî’nin Maʿnâ lâ ilâhe illallāh adlı risâlesinde (Beyrut 1986) görüldüğü suretiyle kelime-i tevhidi ağırlıklı olarak dilbilgisi açısından inceler ve bu sırada ulûhiyyetle ilgili meseleler ile ilgili umumi informasyon verir. Bazıları da Eskikent müftüsü Süleyman Hakkı’nın Rûḥu kelimeti’t-tefrîd şerḥu kelimeti’t-tevḥîd’inde (İstanbul 1284) olduğu şeklinde direkt bir akaid kitabı niteliği taşır. Bu konudaki eserlerin bir kısmı da tasavvufî meseleleri inceler. Ahmed el-Gazzâlî’nin et-Tecrîd fî tercemeti kelimeti’t-tevḥîd’i ve Şevkânî’nin ed-Dürrü’n-nażîd fî iḫlâṣı kelimeti’t-tevḥîd’i (Beyrut 1932) bu niteliktedir. Sonuncu yapıt, Edirne müftüsü Mehmed Fevzi Efendi tarafınca açıklamalı olarak et-Tefrîd fî tercemeti’t-tevhîd adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir (İstanbul 1285). Konuyla ilgili başka risâlelerin bazıları şunlardır: Sirâceddin Muhammed b. Ömer el-Halebî, el-Menhecü’s-sedîd ilâ kelimeti’t-tevḥîd (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2111); Devvânî, Risâle fî taḥḳīki kelimeti’t-tevḥîd (Süleymaniye Ktp., Hafîd Efendi, nr. 450); Birgivî, Risâle fî kelimeti’t-tevḥîd (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1115); Ali el-Kārî, et-Tecrîd fî iʿrâbi kelimeti’t-tevḥîd (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 2101); İbn Kemal, Risâle fî haḳḳı kelimeti’t-tevḥîd (İÜ Ktp., nr. 3726); Hasan Paşazâde, Risâle fî şerḥi kelimeti’t-tevḥîd (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3580).

Kelime-i şehâdetle ilgili eserlerin bir kısmı da şu şekilde sıralanabilir: Abdurrahman-ı Câmî, Risâle fî kelimeteyi’ş-şehâde (Süleymaniye Ktp., Hasan Hüsnü Paşa, nr. 260); Muhyiddin İbnü’l-Arabî, Risâle fi’t-tevḥîd ve fażli kelimeti’ş-şehâde (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 714); Muhyiddin b. Süleyman el-Kâfiyeci, Envârü’s-saʿâde fî şerḥi kelimeteyi’ş-şehâde (Süleymaniye Ktp., Amcazâde Hüseyin Paşa, nr. 296).


BİBLİYOGRAFYA

Wensinck, el-Muʿcem, “İlâh” md.

M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “İlâh” md.

Müslim, “Îmân”, 2, 19-22.

Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 16.

Gazzâlî, İḥyâʾ, Beyrut 1417/1997, I, 117, 120.

Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 107, 194, 886; II, 1043.

E. I. J. Rosenthal, Judaism and Islam, New York 1961, s. 18.

J. E. Merrill, “A Christian Word of Testimony for Use with Muslims”, The Macdonald Presentation Volume, London 1993, s. 295-301.

“Kelime-i Şehâdet”, TA, XXI, 468.

Müellif: Hatice Kelpetin Arpaguş

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi
 

Kaynak: Diyanet Haber

Haber Kaynağı – Diyanethaber

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İmam-ı Azam Ebu Hanife kimdir? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Sperrmüll Berlin

İstanbul escort Tuzla escort Acıbadem escort Bostancı escort Bağdat caddesi escort Erenköy escort Suadiye escort Küçükyalı escort Şerifali escort Kurtköy escort Sultanbeyli escort Göztepe escort Kayaşehir escort Çapa escort Bahçelievler escort Fatih escort Fındıkzade escort Beşiktaş escort escort girl dubai escort girls berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş kısa link