h Dolar 8,6413 %-0.14
h Euro 10,1544 %-0.14
h BIST100 1.412,29 %0.34
h Bitcoin 380194 %3.89888
a Öğle Vakti 13:02
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Kerbelâ nerededir? 2021

Kerbelâ nerededir?

Kerbelâ nerededir?

Bağdat’ın güneybatısında bulunan Kerbelâ’nın İslâm tarihindeki önemi nedir?

Bağdat’ın güneybatısında bulunan Kerbelâ’nın İslâm tarihindeki önemi nedir?

Bağdat’ın ortalama 100 km. güneybatısında yer edinen Kerbelâ’nın İslâm tarihindeki şöhreti, Hz. Hüseyin ile ailesi fertlerinin 10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) tarihinde Emevîler’ce şehid edildikleri yer olması ve kabirlerinin burada bulunmasından meydana gelmektedir. Hz. Ali’nin medfun olduğuna inanılan Necef’ten sonrasında ikinci atebedir (bk. ATEBÂT). Kerbelâ isminin Akkadca “sivri külâh” anlamındaki karballatu kelimesinin Orta İbrânîce ve Ârâmîce’de almış olduğu karbalâ şeklinden (v. Soden, I, 449), Arapça “Bâbil çevresi” mânasına gelen Küver Bâbil’den (Hibetüddin eş-Şehristânî, s. 6) ve tekrar Arapça “ayakların yumuşak zemine batması” anlamındaki kerbele kökünden (Yâkūt, IV, 445) geldiği yolunda bazı görüşler ileri sürülmüşse de kati bir sonuca varılamamıştır (başka teklifler için bk. Anistâs el-Kermelî, s. 187; The Oxford Encyclopedia of the Modern Islamic World, II, 399). 12 (634) senesinde Hâlid b. Velîd’in Hîre’nin fethinden sonrasında ordusuyla Kerbelâ’ya indirilmiş olduğu ve burada birkaç gün konakladığı bilinmektedir (Yâkūt, IV, 445). Hz. Ali’nin de Enbâr ya da Sıffîn’den Kûfe’ye dönüşünde buraya uğramış olduğu ve bununla beraber bulunanların susuzluktan kaygı ettikleri, sadece bir kuyu bulup su içtikleri rivayet edilir (Hatîb, XII, 305-306). Bu bilgiler Kerbelâ’nın İslâm öncesinde kurulmuş bir şehir bulunduğunu göstermektedir.

Hz. Hüseyin ile beraberindeki yetmiş kadar muharibin şehid edilmelerinden (bk. HÜSEYİN) ve Emevî ordusunun onun kesik başıyla tutsak alınan haremi mensuplarını Dımaşk’a götürmek suretiyle yola çıkmasından sonrasında açıkta bırakılan şehid cesetleri, Benî Esed mensubu Gādiriye köylüleri tarafınca Hâir denilen yerde toprağa verildi. Hz. Hüseyin’in başının ise Halife I. Yezîd’e sunulduktan sonrasında nereye gömüldüğü bilinmemektedir. Bu hususta çeşitli rivayetler bulunmakta ve en güçlü ihtimalin Medine’de Bakī Mezarlığı olduğu sanılmaktadır (geniş data için bk. Aʿyânü’ş-Şîʿa, IV, 390-394). Hz. Hüseyin’in başsız cesedinin gömüldüğü Hâir mevkii kısa zamanda bir ziyaretgâh halini almış, onun bir süre Dımaşk’ta tutulan ailesi fertleri de Medine’ye dönmek suretiyle özgür bırakıldıklarında burayı ziyaret etmişlerdir. Rivayete gore Hz. Hüseyin’i Kûfe ahalisi adına çağrı edenlerin lideri olan Süleyman b. Surad el-Huzâî de adamlarıyla beraber ziyarete gelmiş ve onu Emevîler’in karşısında yardımsız bırakmanın utancı içinde bigün bir gece kabrin başlangıcında kalmıştır (Taberî, V, 588-589). Zeynelâbidîn, Muhammed el-Bâkır ve Ca‘ışık es-Sâdık’tan gelen rivayetler Hz. Hüseyin’in kabrini ziyaret etmenin meşruiyet ve faziletine dikkat çekmiş ve Şiîler’in ziyaretlerini arttırmalarına yol açmıştır. Şiîler’in Hz. Hüseyin’in türbesine olan düşkünlükleri zaman içinde aşırı boyutlara ulaşmış ve Kerbelâ mukaddes (harâm) şehir sayıldığı şeklinde burayı ziyaret de hac ile kıyaslanmıştır (Meclisî, XCVIII, 28-44; Husted, LXXXIII/3-4 [1993], s. 275 vd.).

Abbâsîler’in ilk devirlerinden başlayarak Hz. Hüseyin’in türbesine itina gösterilmesine, hatta giderlerini karşılamak suretiyle Halife Mehdî-Billâh’ın anası Ümmü Mûsâ bint Mansûr tarafınca bir vakıf kurulmasına karşın Mütevekkil-Alellah, 236 (850-51) senesinde Şîa’ya olan düşmanlığı sebebiyle türbeyi ve çevresindeki binaları yıktırarak araziyi tarla haline getirdi; ayrıyeten ziyarete gelenlerin en ağır şekilde cezalandırılacağını ilân etti (Taberî, IX, 185-186). Ancak Mütevekkil’in koyduğu bu yasağın pek etkili olmadığı ve bir süre sonrasında türbe ile başka binaların yine yapılıp ziyarete açıldığı, İbn Havkal’in 366 (977) senesinde burada her yanında birer giriş kapısı olan kubbeli geniş bir türbe bulunmuş olduğu ve pek fazla insan tarafınca ziyaret edilmiş olduğu şeklindeki kaydından (Ṣûretü’l-arż, s. 243) anlaşılmaktadır. Aynüttemr’de çeşitli kabilelerin başına geçen Dabbe b. Muhammed el-Esedî, 369’da (979-80) başka atebelerle beraber burayı da tahrip ederek türbede bulunan kıymetli eşyayı yağmalayıp çöle döndü. Olayın arkasından Büveyhî Sultanı Adudüddevle ihtiyaç duyulan tamiratı yaptırdı (İbnü’l-Esîr, VIII, 705); ondan sonra tekrar Büveyhîler’den Sultânüddevle’nin veziri Hasan b. Fazl er-Râmhürmüzî 413’te (1022) türbenin etrafını bir duvarla çevirtti (İbnü’l-Cevzî, VIII, 13). Selçuklu Sultanı Melikşah burayı ve Necef’i ziyaret etti (479/1086). İlhanlı Hükümdarı Gāzân Han, Kerbelâ ziyareti esnasında türbeye fazla oranda armağan bıraktı (703/1303). Rivayete gore, Kerbelâ’nın su ihtiyacını karşılamak maksadıyla Fırat nehrinden oluşturulan ve günümüzde Hüseyniye adıyla malum kanal İlhanlı Hükümdarı Gāzân Han ya da babası Argun Han tarafınca inşa ettirilmiştir. 727 (1327) senesinde buraya gelen İbn Battûta şehrin hurmalıklar içinde, Meşhed-i Hüseyin’in de şehrin tam ortasında bulunduğunu, yanında büyük bir medrese ile ziyaretçilerin barınması için bir zâviyenin var bulunduğunu ve su ihtiyacının Fırat nehrinden karşılandığını belirtir (er-Riḥle, s. 221). Aynı yüzyılda Kerbelâ’ya uğrayan Hamdullah el-Müstevfî de şehrin çevresinin 2400 adım bulunduğunu söyler (Nüzhetü’l-ḳulûb, s. 32).

Timur 795 (1393) senesinde ordusuyla Bağdat’a ulaştığında Hille’ye kaçan Ahmed Celâyir ile Kerbelâ ovasında karşılaştı. Kesin sonuç elde edilemeyen bu savaştan sonrasında Fırat kenarına çekilen Timur ve askerleri meşhede saygı gösterdiler. Bu tarihten sekiz sene sonrasında Bağdat’ı işgal edip kırım meydana getiren Timurlular Kerbelâ’ya dokunmadılar. Şah İsmâil’in 914’te (1508) Bağdat’ı ele geçirmesinin arkasından Kerbelâ’ya gittiği ve türbenin tezyinini emrettiği, ayrıyeten on iki tane altın kandil koydurduğu, 932 (1526) senesinde II. İsmâil’in buraya gelip kabrin üstüne gümüş bir şebeke yaptırdığı bilinmektedir. Kanûnî Sultan Süleyman Bağdat’ı aldıktan sonrasında Kerbelâ’yı ziyaret etmiş (941/1534) ve Hüseyniye su kanalını onartarak kumla dolan sahaların yine bahçe haline getirilmesini elde etmiştir. III. Murad da vakit içinde harap olan türbeyi 991’de (1583) tekrardan yaptırmıştır. Bağdat’ın İran yönetimine geçmesinin arkasından 1156 (1743) senesinde Nâdir Şah Kerbelâ’yı ziyaret etmiş, Şah Hüseyin’in kızı Radıyye Sultan Begüm türbenin giderlerini karşılamak maksadıyla bir vakıf kurmuş, Âgā Muhammed Han da kubbe ile minare külâhlarını altınla kaplatmıştır.

1801 senesi Nisan ayı başlarında Vehhâbîler Kerbelâ’yı yağmalayıp 3000’in üstünde Şiî’yi öldürdüler; ayrıca Hz. Hüseyin’in sandukasını tahrip ederek türbedeki kıymetli eşya ve armağanları alıp götürdüler. XIX. yüzyılın ortalarına doğru Kerbelâ’ya sığınan bir kısım isyancının devlete kafa kaldırma hareketi 1843 senesinde Bağdat Valisi Necib Paşa tarafınca bastırıldı. 1857’de Bağdat Valisi Ömer Paşa zamanında telgraf şebekesi kurulurken Kerbelâ bu hatta bağlandı. Midhat Paşa da Bağdat valiliği esnasında burada bayındır faaliyetlerinde bulunmuş ve bazı resmî binalar yaptırırken çarşı alanını genişletmiştir. XX. yüzyılın başlarında 50.000 civarındaki nüfusuyla Irak’ın Bağdat’tan sonrasında ikinci mühim şehri olan Kerbelâ bilhassa ziyaretçilerin bıraktığı gelirler, türbenin vakıfları, Necef ve Mekke yolları üstünde bulunması şeklinde etkenler sebebiyle bölgenin en varlıklı ve mâmur şehriydi. Ayrıca Bağdat-Basra demiryoluna Hille’nin kuzeyinden bağlanan tâli bir hat ulaşımını daha da kolaylaştırmıştı.

Günümüzde aynı adı taşıyan 5034 km2 genişliğindeki 455.868 (1987) sözü geçen bir idarî birimin (muhafaza) merkezi olan Kerbelâ şehri, eski Kerbelâ’nın çevresinde daha fazla garp yönünde gelişen yeni mahallelerden oluşmuş çağdaş bir yerleşme merkezidir; 300.000 civarındaki nüfusun büyük çoğunluğunu İran, Pakistan ve Hindistan’dan gelip buraya yerleşen Şiîler’le Arap asıllı Şiîler teşkil etmektedir.

Hz. Hüseyin’in türbesi, etrafı eyvanlar ve hücrelerle çevrilmiş 108 × 82,5 m. boyutlarında bir avlunun içindedir. İki tarafında iki minare bulunan ve fazla heybetli olan kıble cephesindeki giriş kapısından yaldız süslemeli bir dehlizle erişilen dikdörtgen şeklindeki harem, ziyaretçilerin tavafı için kullanılan üstü kemerli bir koridorla çevrilidir. Buranın ortasında ortalama 2 m. yüksekliğinde ve 4 m. genişliğinde gümüş şebeke ile çevrili Hz. Hüseyin’in sandukası ile ayak ucunda oğlu Ali el-Ekber’in daha minik sandukası yer almıştır. Türbenin doğusunda üçüncü bir minare ve güneyinde avluya bitişik, içinde bir de mescid olan büyük bir medrese vardır. Yaklaşık 600 m. kadar kuzeydoğuda ise Hz. Hüseyin’in üvey kardeşi Abbas’ın türbesi bulunmaktadır. Şehirden garp istikametinde giden yol üstünde de kafilenin çadırlarını temsilen çadır şeklinde yapılmış Haymegâh denilen bir yapı göze çarpar. Çevrede, Şîa içinde Hz. Hüseyin’in türbesi civarına gömülmek büyük bir üstünlük olarak kabul edildiğinden, nihayet günlerini burada geçiren fazla sayıda ihtiyar ve sakatla ırak yerlerde ölen ve malî durumları buraya nakledilmeye uygun olan kişilerin gömüldüğü büyük bir mezarlık teşekkül etmiştir.


BİBLİYOGRAFYA

Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), III, 373; V, 153, 389, 392, 393, 470, 588-589; VII, 416; IX, 185-186.

İbn Havkal, Ṣûretü’l-arż (nşr. M. J. de Goeje), Leiden 1967, s. 243.

Hatîb, Târîḫu Baġdâd, XII, 305-306.

İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, VIII, 13.

Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, Beyrut, ts. (Dâru sâdır), IV, 445.

İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, IV, 90, 288; V, 246; VII, 55-56; VIII, 705; IX, 295, 525.

Müstevfî, Nüzhetü’l-ḳulûb (Strange), s. 32.

a.mlf., Târîḫ-i Güzîde (Nevâî), s. 264-265.

İbn Battûta, er-Riḥle, Beyrut, ts. (Dâru sâdır), s. 221.

Meclisî, Biḥârü’l-envâr, Beyrut 1403/1983, XCVIII, 28-44.

Delîlü’l-Ḫalîc (Tarih), IV, 1901-1902, 1985-1993, 2005-2006, 2232-2233.

Anistâs el-Kermelî, Luġatü’l-ʿArab, 1927, s. 187.

Seyyid Abdürrezzâk Âl-i Abdülvehhâb, Târîḫ-i Kerbelâʾ, Bağdad 1353, I-III.

Seyyid Abdülhüseyin b. Seyyid Ali, Târîḫ-i Kerbelâʾ (trc. Muhammed Sadr-ı Hâşimî), Tahran 1337 hş.

Hibetüddin eş-Şehristânî, Nehḍatü’l-Ḥüseyn, Bağdad 1345/1962, s. 6.

v. Soden, AHW, I, 449.

Hâmid Algar, Dîn ü Devlet der Îrân (trc. Ebü’l-Kāsım Sırrî), Tahran 1349 hş., bk. İndeks.

Aʿyânü’ş-Şîʿa, I, 593-600, 612-613; IV, 390-394.

Saîd el-Useylî, Kerbelâʾ, Beyrut 1406/1986.

Ca‘ışık el-Hayyât, Kerbelâʾ fi’l-merâciʿi’l-ġarbiyye (Ca‘ışık el-Halîlî, Mevsûʿatü’l-ʿatebâti’l-muḳaddese: Ḳısmü Kerbelâʾ içinde), Beyrut 1407/1987, VIII, 275-280.

J. Berque, “Hier à Nağaf et Karbalāʾ”, Arabica, IX, Leiden 1962, s. 325-342.

W. R. Husted, “Karbalā’ Made Immediate: The Martyr as Model in Imāmī Shīʿism”, MW, LXXXIII/3-4 (1993), s. 263-278.

Sayyid Wahīd Akhtar, “Karbalā’, an Enduring Paradigm of Islamic Revivalism”, al-Tawhīd, XIII/1, Kum 1996, s. 113-125.

E. Honigmann, “Kerbelâ”, İA, VI, 580-582.

a.mlf., “Karbalāʾ”, EI2 (İng.), IV, 637-639.

Abdulaziz Sachedina, “Karbala”, The Oxford Encyclopedia of the Modern Islamic World (ed. J. L. Esposito), Oxford 1995, II, 398-400.

Müellif: Mustafa Öz

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi
 

Kaynak: Diyanet Haber

Haber Kaynağı – Diyanethaber

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Muharrem ayının önemi nedir? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Sperrmüll Berlin

İstanbul escort Tuzla escort Acıbadem escort Bostancı escort Bağdat caddesi escort Erenköy escort Suadiye escort Küçükyalı escort Şerifali escort Kurtköy escort Sultanbeyli escort Göztepe escort Kayaşehir escort Çapa escort Bahçelievler escort Fatih escort Fındıkzade escort Beşiktaş escort escort girl dubai escort girls berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş kısa link