h Dolar 8,6675 %0.02
h Euro 10,1819 %0.02
h BIST100 1.391,91 %-1.94
h Bitcoin 369671 %-9.91225
a İmsak Vakti 05:17
İstanbul 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Kızılay’ın (Hilal-i Ahmer) tarihçesi 2021

Kızılay’ın (Hilal-i Ahmer) tarihçesi

Kızılay’ın (Hilal-i Ahmer) tarihçesi

Millî ve milletlerarası yardım kurumu olan Kızılay’ın tarihçesi nedir?

Kızılay’ın (Hilal-i Ahmer) tarihçesi

İsviçre hükümetinin daveti üstüne on altı devletin katılımıyla 22 Ağustos 1864’te imzalanan Cenevre Sözleşmesi’ne bakılırsa kurulan Kızılhaç Teşkilâtı’nın benzeri olarak Osmanlılar tarafınca teşkil edilmiş olup amblemi ak zemin üstüne al aydır. Bu yardım cemiyetinin teşekkülüyle ilgili ilk etkinlik, Salîbiahmer adıyla anmış olduğu Kızılhaç’ın müessese emek harcamaları için Cenevre’ye delege göndermeyen Osmanlı hükümetinin 5 Temmuz 1865’te Cenevre Sözleşmesi’ni imzaladıktan sonrasında 1867’de Paris’te düzenlenen sıhhat sergisine ve Milletlerarası Kızılhaç Sıhhiye Konferansı’na katılmak suretiyle görevlendirdiği Mekteb-i Tıbbiye muallimi Miralay Abdullah Bey tarafınca gerçekleştirilmiştir.

Milletlerarası Yaralılara Yardım Komitesi Başkanlığı, 19 Eylül 1867’de yaralılara yardım derneği kurulması mevzusunda Cenevre Sözleşmesi’nin uygulamalı için çalışan Abdullah Bey’e yetki vermesi üstüne Serdârıekrem Ömer Lutfi Paşa’nın himayesinde ve Marko Paşa’nın başkanlığında geçici bir komite kurulmuş, Abdullah Bey komitenin umumi sekreteri olmuştu. 11 Haziran 1868’de imzalanan bir taahhütnâme ile de Mecrûhîn ve Marzâ-yi Askeriyyeye İmdad ve Muâvenet Cemiyeti resmen teşkil edilmişti.

Bu cemiyetin 1877’ye kadar müspet bir etkinlik gösterememesi II. Abdülhamid’in himayesinde yeni bir cemiyetin kuruluşuna yol açtı. Avrupa’da oluşturulan Kızılhaç’a paralel şekilde hilâli logo olarak alan Osmanlı Hilâliahmer (Kızılay) Cemiyeti 14 Nisan 1877’de faaliyete başladı. Cemiyetin ilk başkanı Meclis-i Umûr-ı Sıhhiyye ikinci reisi Hacı Ârif Bey idi. Hilâliahmer Cemiyeti, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda cephe arkasında dokuz gezici hastahane ile İstanbul’da dört hastahane açarak 25.000’den çok yaralı ve hasta askeri tedavi ettirdi. 1897’deki Türk-Yunan cenginde da iki hastahane vapuru kiralayarak yaralı ve hasta askerleri İstanbul’a taşıdı. Cemiyetin varlığı, hilâli logo olarak alması yüzünden Milletlerarası Kızılhaç Komitesi’nce uzun süre kabul edilmedi. Nihayet 1907 Haziranında Londra’da toplanan Milletlerarası VIII. Kızılhaç Konferansı’nda Besim Ömer Paşa’nın (Akalın) gayretleriyle hilâlin logo olarak alınması resmen onaylandı.

II. Meşrutiyet’in peşinden ortaya çıkan cemiyetleşme atmosferi içinde Hilâliahmer Cemiyeti’nin güçlendirilerek teşkili için hazırlıklar başlatıldı. Hariciye Nâzırı Rifat Paşa’nın çabaları sonucu toplum tekrardan teşkilâtlandırıldı ve bir nizamnâme hazırlandı. Umumi meclis, 20 Nisan 1911’de Tokatlıyan Oteli’nde Sadrazam İbrâhim Hakkı Paşa’nın başkanlığında toplanarak otuz kişilik genel merkez heyetini seçti. Tophane’de üç kattan oluşan bir yapı cemiyetin ilk yönetim merkezi oldu. Başkanlığa Rifat Paşa, reis vekilliklerine Prens Abbas Paşa ile Talat Bey, müfettişliğe Mehmed Ali Bey, başkâtipliğe Rifat Bey, muhasebeciliğe Kemal Ömer Bey ve veznedarlığa da Fuad Bey getirildi. Cemiyet ilk kongresini 13 Nisan 1912’de eski sadrazamlardan Hüseyin Hilmi Paşa’nın başkanlığında yapmış oldu.

Bu arada hanımefendiler da Hilâliahmer Cemiyeti’nin faaliyetlerine katıldı. Besim Ömer Paşa’nın teşebbüsüyle 1912 senesi başlangıcında kurulan Hilâliahmer Hanımlar Merkezi cemiyetin merkez binasında çalışmalarına başladı. Cemiyetin tekrardan kuruluşu esnasında kurucu meclis üyeleri içinde devletin ve toplumun her kesiminden etkili şahısların bulunması bunun kısa sürede benimsenip tanınmasını sağlamış oldu. Bu başarıda İttihat ve Terakkî Cemiyeti mensupları ile İttihatçı hekimların mühim görevi olmuştur.

Hilâliahmer Cemiyeti Trablusgarp Savaşı’nda Giryan, Humus ve Bingazi hastahanelerinde 3013 yaralı ve hastayı tedavi ettirdi. Balkan Savaşı’nda da bir çok 1000 yataklı on beş Hilâliahmer hastahanesi hizmet verdi. Aynı zamanda Gülnihal vapuru da hastahane haline getirilerek senelerce kullanıldı. Bunun yanında harp dolayısıyla gelen göçmenlerin yerleştirilmesinde ve harp esirlerinin değişiminde de büyük rol oynadı. I. Dünya Savaşı başlayınca cemiyetin umumi merkezi yetkilerinden mühim bir kısmını yönetim heyetine bıraktı. Savaş yıllarında Hilâliahmer Cemiyeti vatan içinde ve vatan haricinde teşkilâtını genişletti. 1914 senesi başlangıcında, hemen hemen merkez ve şube teşkil edilmemiş olan yerlerdeki vali ve mutasarrıflara toplum ve Dahiliye Nezâreti tarafınca tebligatta bulunularak faaliyete geçmeleri istendi. Bu dönemde etkin merkezler içinde Ankara, Çankırı, İzmir, Sivas, Edirne, Bağdat, Yemen ve Sofya’nın adı geçmektedir. Tıp Fakültesi müderris muavinlerinden Hikmet Bey (Gizer) Berlin, Viyana ve Budapeşte’de Hilâliahmer komiteleri kurdu. Türkiye’de bulunmayan eşya, ilâç ve sıhhat malzemesi buralardan temin edildi. Ordu sıhhiyesinin siparişleri de bu temsilcilikler vasıtasıyla sağlandı. Daha evvel cemiyete başkanlık yapmış olan Viyana sefiri Hüseyin Hilmi Paşa, Hikmet Bey’in Osmanlı sefâretinde bir ofis açmasına izin verdi. Almanya ve Avusturya Murahhaslığı adında olan bu temsilcilik 1918 senesi sonlarına kadar çalışmalarına devam etti. 20 Temmuz 1913’te cemiyetin hanımlar merkezi tarafınca Cağaloğlu’nda ufak bir evde dârüssınâa (sanat yurdu) açılarak hem kimsesiz evlatların istihdamı sağlandı hem de burada meydana getirilen, Türk millî motiflerinin başat olduğu el işleri sergilerle tanıtıldı. Bir müddet sonrasında Trabzon, Eskikent, Aydın ve Halep’te hanımlar merkezi faaliyete geçti. Viyana’da da oluşturulan hanımlar şubesi bir sene içinde 26.000 kron topladı. I. Dünya Savaşı’nda cemiyetin mühim çalışmalarından biri de Besim Ömer Paşa vasıtasıyla ilk hasta bakıcı kursunu açmasıdır. 1914’te kursta başarıya ulaşmış olan yirmi yedi hasta bakıcı, Çanakkale Savaşı esnasında İstanbul’da askerî ve cemiyete ilişkin hastahanelerde vazife aldı.

Abdülhamid Kızılay’ın (Hilal-i Ahmer) tarihçesi 2021

Hilâliahmer Cemiyeti, I. Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelere sıhhat heyetleri gönderdi. Erzurum, Erzincan, Sivas, Samsun, Gelibolu, Şarköy, Tekirdağ, Medine ve İstanbul’da Beyoğlu, Taksim, Galata, Cağaloğlu, Kadırga semtlerinde ve Dârüşşafaka’da hastahaneler açtı. Ayrıca çeşitli yerlerde nekāhathaneler, imdat mevkileri ve misafirhaneler kurdu. Bunların bir kısmı sonradan hastahane haline getirildi. Şirket-i Hayriyye’den bazı gemiler kiralanarak hasta ve yaralıların taşınmasında kullanıldı. Cemiyet salgın halindeki tifüs, kolera, tifo ve dizanteri mücadeleleriyle de uğraşmak durumunda kaldı. Ayrıca İstanbul’un çeşitli semtlerinde oluşturulan aşhanelerden ortalama 30.000 şahıs yararlanıyordu.

Mondros Mütarekesi’nden sonrasında İttihat ve Terakkî döneminde etkinlik gösteren cemiyetler İstanbul hükümetlerinin takibatına uğradı. Bu arada Hilâliahmer Cemiyeti de dört kez teftişe tâbi tutuldu. Cemiyetin İstanbul’daki merkez binası 16 Mart 1920 gecesi işgal kuvvetlerinin baskınına uğrayınca genel kâtip Adnan Bey (Adıvar) Anadolu’ya geçti. Hikmet (Gizer) genel kâtip olarak İstanbul’da kaldı. İstanbul’un işgali üstüne Anadolu’da Hilâliahmer Teşkilâtı’nın genel merkezle olan irtibatı kesildi. İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinde Sıhhiye ve Muâvenet-i İçtimâiyye Vekâleti görevine getirilen Adnan Bey, toplum genel merkezi tarafınca resmen görevlendirilmemiş olmasına karşın Eskikent temsilciliğiyle muhabereyi devam ettirdi. Muhlis Bey’in ölümünden sonrasında yalnız kalan İsmâil Besim Paşa, Eskikent’in tahliyesi esnasında temsilcilik teşkilâtı ile beraber depolardaki eşya ve malzemeleri Ankara’ya getirdi. Ekim 1920’de İsmâil Besim Paşa, Adnan Bey, Ömer Lutfi Bey ve Esad Paşa’dan oluşan Ankara (Anadolu) temsilciliği teşkil edildi. Bundan sonrasında Anadolu’daki merkez ve şubelerin yönetimi Ankara temsilciliğine bağlandı. Ankara’ya karşı olumsuz bir tavır takınmayan genel merkez, 4 Kasım 1921’de temsilciliğin Anadolu’daki vazife ve yetkilerini arttırarak Adnan Bey, İsmâil Besim Paşa ve Ömer Lutfi Bey’i hey’et-i murahhasa olarak atama etti.

Hilâliahmer Cemiyeti 1921’den başlayarak İstanbul’dan Anadolu’ya yapmış olduğu yardımı arttırdı. 1921-1922 yıllarında Anadolu’da sıhhiye-i askeriyyenin ihtiyacını karşılamak suretiyle 40.000 parça (balya ve sandık) eşya sevketti. Aynı tarihlerde, İstanbul’daki Anadolu yanlısı saklı örgütlerce (Felâh ve Muharib grupları) kendilerine güven belgesi verilen cemiyete mensup birçok hekim ve eczacı Ankara’ya gitti. Sadece Nisan 1921’de yirmi beş hekim ve eczacı İnebolu’ya çıktı. Bunların derhal hepsi Anadolu’daki cemiyete ilişkin hastahanelerde vazife aldı. İstanbul’da bulunan Hamid Bey (Hasancan), 14 Haziran 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti tarafınca siyasî mümessil sıfatıyla göreve getirildi. “Hilâliahmerci” lakabıyla da anılan Hamid Bey, bu görevini 19 Ekim 1922’de Refet Paşa’nın (Bele) İstanbul’a gelişine kadar sürdürdü. İngiliz yüksek komiseri Horaca Rumbold ile Hamid Bey içinde 23 Ekim 1921’de meydana getirilen anlaşmanın peşinden Malta’da bulunan Türk esirlerle Türkiye’deki İngiliz tutuklular mübadele edildi. Ankara temsilciliği, bilhassa Batı cephesine mühim oranda sıhhat malzemesi ve eşya yardımında bulunmuş oldu. II. İnönü Savaşı’ndan sonrasında cephelere yakın merkezlerde yaralı hastahaneleri açıldı. Eskikent ve Ankara’da oluşturulan hastahanelerde birçok yaralı ve hasta tedavi edildi. Ankara temsilciliği 1 Ekim 1923’te lağvedildi. Ancak mübadele yöntemiyle Yunanistan’dan istikbal muhacirlere toplum tarafınca yapılacak yardım ve tesisler mevzusunda ilgili vekâlet ve dairelerle lüzumlu münasebetlerde bulunmak amacıyla İsmâil Besim Paşa münferit bir murahhas olarak Ankara’da bırakıldı.

Cumhuriyet’in ilânından sonrasında cemiyette bazı değişikliklere gidildi. Daha evvel Osmanlı Hilâliahmer Cemiyeti olan adı 1923’te Türkiye Hilâliahmer Cemiyeti, 1935’te Türkiye Kızılay Cemiyeti ve nihayet 1947’de Türkiye Kızılay Derneği olarak değiştirildi. 15 Eylül 1921’den beri on beş günde bir çıkan Osmanlı Hilâliahmer Mecmuası’nın adı da evvel Türkiye Hilâliahmer Mecmuası, peşinden da Kızılay Dergisi oldu ve 1928’den başlayarak Ankara’da yayımlanmaya başlandı. Ocak 1924’te toplanan umumi kongrede tüm merkez ve şubeler İstanbul’a bağlanarak teşkilâtta bütünlük yine sağlandı.

Kızılay’da en büyük değişim 1925 senesi umumi kongresinde yapılmış oldu. 17 Temmuz 1925’te İstanbul Üniversitesi Konferans Salonu’nda toplanan kongreye 150’yi aşkın delege katıldı. 4 Ağustos 1925’te 134 maddelik yeni nizamnâme kabul edildi. 6 Ağustos’ta otuz kişilik yeni merkez heyeti seçilerek başkanlığına Sıhhiye ve Muâvenet-i İçtimâiyye Vekili Refik Bey (Saydam) getirildi. Yeni merkez heyetinde çoğunluğu milletvekilleri oluşturmaktaydı. Başkan vekilliklerine İstanbul mebusu Hakkı Şinasi ile Ertuğrul (Bilecik) mebusu Fikret Bey getirildi. Hariciye Vekâleti müsteşarı Tevfik Kâmil Bey genel kâtipliğe, batı cephesi eski Sıhhiye reisi Hulûsi Bey genel müfettişliğe, Dîvân-ı Muhâsebât reisi Fuad Bey muhasebe murakıplığına ve tüccardan Çubukçuzâde Ârif Bey vezne murakıplığına seçildi. Refik Bey 1925’ten 1939’a kadar cemiyetin başkanlığını yapmış oldu. Yeni nizamnâme 13 Eylül 1925’te İcra Vekilleri Heyeti’nce onaylandı. Aynı sene nizamnâmenin sekizinci maddesi gereği merkez heyeti Ankara’ya taşındı. 1912’de kurulan hanımlar merkezi de yeni nizamnâmeye bakılırsa 1925’te genel merkezle birleştirildi. 1924 senesi genel meclisinde tesisi kararlaştırılan hasta bakıcı hemşire okulu 1925 Şubatında İstanbul Aksaray’da açıldı. Bu okul, uzun seneler Sıhhiye ve Muâvenet-i İçtimâiyye Vekâleti hastahanelerine hasta bakıcı yetiştiren yegâne kurum olarak etkinlik gösterdi. 1946 senesinde hükümet tarafınca Kızılay Cemiyeti’nin gelirlerini arttırmak amacıyla bazı kanunlar çıkarıldı. Afyonkarahisar maden suyunun işletme imtiyazı altmış sene süreyle Kızılay’a verildi.

Kızılay, Türk milletinde mevcud yardım duygusunun Batı usulüyle teşkilâtlanmasından ortaya çıkmış, Kızılhaç teşkilâtlarının çalışma metotlarını benimseyerek Cumhuriyet’ten evvel Batılılaşan ilk Türk müesseselerinden biri olmuştur. Ayrıca bu teşkilât amblemiyle beraber tüm İslâm dünyasında yayılmıştır.


BİBLİYOGRAFYA

Ahmed Midhat, Hilâliahmer, İstanbul 1296; Besim Ömer, Dokuzuncu Washington Salîbiahmer Konferansına Memuriyetim ve Osmanlı Hilâliahmer Cemiyetine Tekliflerim Hakkında, İstanbul 1328; Osmanlı Hilâliahmer Cemiyeti Salnâmesi: 1329-1331, İstanbul, ts.; Osmanlı Hilâliahmer Cemiyeti Tarafından 330 Senesi Meclis-i Umûmîsi’ne Takdim Olunan Rapor, İstanbul 1330; Osmanlı Hilâliahmer Cemiyeti: 1330-1334 Senelerine Âid Merkez-i Umûmî Raporu, İstanbul 1335; Türkiye Hilâliahmer Cemiyeti Merkez-i Umûmîsi Tarafından 1339 Senesi Hilâliahmer Meclis-i Umûmîsi’ne Takdim Edilen (1335-1338) Rapor, İstanbul 1339; Türkiye Hilâliahmer Cemiyeti Hanımlar Merkezi Dârüssınâası, İstanbul 1339; Türkiye Kızılay Derneği 73 Senelik Hayatı: 1877-1949, Ankara 1950; Kızılay ve Kızılhaç’ın Milletlerarası Kaynakları: Sözleşmeler-Tüzükler-Kararlar, Ankara 1964; Mesut Çapa, Kızılay (Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti: 1914-1925 (doktora tezi, 1989), AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü; a.mlf., “Lozan’da Öngörülen Türk Ahâli Mübadelesinin Uygulanmasında Türkiye Kızılay (Hilâliahmer) Cemiyeti’nin Katkıları”, AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Dergisi (Atatürk Yolu), sy. 2, Ankara 1988, s. 241-256; “Kızılay”, TA, XXIII, 87-91.

Müellif: Mesut Çapa

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi
 

Kaynak: Diyanet Haber

Haber Kaynağı – Diyanethaber

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hac ibadetini meydana getiren şahıs, ayrıyeten memleketinde de kurban kesmekle yükümlü müdür? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Sperrmüll Berlin

İstanbul escort Tuzla escort Acıbadem escort Bostancı escort Bağdat caddesi escort Erenköy escort Suadiye escort Küçükyalı escort Şerifali escort Kurtköy escort Sultanbeyli escort Göztepe escort Kayaşehir escort Çapa escort Bahçelievler escort Fatih escort Fındıkzade escort Beşiktaş escort escort girl dubai escort girls berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş kısa link