h Dolar 8,6335 %-0.22
h Euro 10,1460 %-0.22
h BIST100 1.413,70 %0.44
h Bitcoin 383066 %4.77571
a Öğle Vakti 13:02
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Muâhât ne anlama gelir? 2021

Muâhât ne anlama gelir?

Muâhât ne demektir?

Muâhât; Hz. Peygamber’in (s.a.s) Medine’de ensar ve muhacirlerden bazılarını birbirleriyle kardeş ilân etmesidir.

Muâhât ne anlama gelir?

Arapça uhuvve kökünden türeyen muâhât sözlükte “biriyle kardeş olmak, birini kardeş edinmek” anlamına gelir. Resûl-i Ekrem, hicretin arkasından Medine’de toplumun dahil dinamiklerini harekete getiren bir sıra icraat yapmıştır. Bunların içinde selâmın yayılması, açların doyurulması, yakınların ziyaret edilip gözetilmesi ve mescid yapılması şeklinde toplumsal içerikli buyruk ve tavsiyelerin ön plana çıkmış olduğu görülür. Bazı Mekkeli sahâbîlerin evvel kendi aralarında, ondan sonra ensardan bazı kimselerle kardeş ilân edilmesi bu doğrultudaki icraatın en önemlilerinden biridir. İlk kardeşliğin hicretten evvel yada sonrasında tesis edildiğine dair değişik rivayetler vardır. Hz. Ebû Bekir ile Ömer’in, Hz. Osman ile Abdurrahman b. Avf’ın, Talha b. Ubeydullah ile Zübeyr b. Avvâm’ın, Sa‘d b. Ebû Vakkās ile Mus‘ab b. Umeyr’in, Ebû Ubeyde b. Cerrâh ile Ebû Huzeyfe’nin âzatlısı Sâlim’in, Hz. Hamza ile Zeyd b. Hârise’nin ve Bilâl-i Habeşî ile Ubeyde b. Hâris’in kardeş kılındıkları bilinmekle birlikte bunun ne vakit gerçekleştiği belli değildir. Hz. Ali kendi durumunu sordurulmuş olduğu vakit Resûl-i Ekrem ona, “Sen benim dünyada ve âhirette kardeşimsin” yanıtını vermiştir (İbn Hişâm, II, 151).

Buhârî’den gelen, “Hicretten ortalama beş ay sonrasında Mescid-i Nebevî’nin inşaat günlerinde Hz. Peygamber, muhâcirlerle ensardan kırk beşer kişiyi Enes b. Mâlik’in evine çağırdı ve ‘İslâm dininde hilf yoktur, din kardeşliği vardır’ diyerek bunların içinde ikişer ikişer kardeşlik akdetti; rejim ve fidye meseleleri iç olmak suretiyle karşılıklı mesuliyet ve yükümlülüklerini deklare etti” şeklindeki rivayete bakılırsa (“Kefâle”, 2; “Edeb”, 67) kardeş ilân edilenlerin sayısı doksan, bazı rivayetlere bakılırsa ise ellişerden 100 kişidir (İbn Sa‘d, I, 238). Sayının kırk dört yada seksen iki bulunduğunu söyleyenler var ise da bu rakamlar tesbit edilebilen isimlere dayanılarak varılan sonuçlardır (değişik rivayetler için bk. Köksal, I, 110). Yaygın görüş, kardeş ilân edilenlerin 90-100 kişiye ulaşmış olduğu şeklindedir; Makrîzî ise bunların toplam 186 şahıs bulunduğunu söyler (İmtâʿu’l-esmâʿ, I, 69).

Muâhât, İslâm toplumunda bütünleşmenin gerçekleştirilmesine ve o günkü sosyokültürel ve ekonomik problemlerin çözümüne büyük kolaylıklar getirmiş, bilhassa hilf denilen Câhiliye âdetinin ortadan kaldırılmasını, yurtlarından ve yuvalarından ayrı düşen göçmenlerin garipliğini, mahzunluğunu gidererek Medine’ye ve Medineliler’e ısınmalarının kolaylaştırılmasını, onlara maddî destek imkânları araştırılırken bunun mânevî bir kardeşlikle desteklenmesini ve yardım görmelerinden doğabilecek psikolojik ezikliğe fırsat verilmemesini, o zamana kadar yaşadıkları ağır şartlarda deney kazanan muhacirlerin ensara mürşid, ensarın da onlara bir nevi öğrenci kılınarak eğitici bir hareketin başlatılmasını, ashap içinde seciye ve karakter benzerliğinin belirginleştirilmesini ve her iki zümrenin ortak bir paydada buluşarak zihniyet beraberliği içinde inkârcı, münafık ve yahudi fitnelerine karşı beraber devinim etmelerini elde etmiştir. Muhacirlerle ensar içinde ahdî kardeşlik kurulmasında bunlardan başka yararlar da gözetilmiştir. Meselâ Mekkeli putperestlerin Abdullah b. Übey b. Selûl şeklinde münafıkları ve o kanalla Medineliler’i askerî saldırıyla tehdit etmesi kardeşlik psikolojisiyle birleşen müslümanlar karşısında etkisiz kalmıştır. Ayrıca ileride vuku bulacak askerî seferlerde kardeşlerden şehirde kalanın her iki ailenin işleriyle ilgilenmesi sebebiyle ötekinin gönül huzuru içinde harbe iştirak etmesi sağlanmış olacaktı. Araplar içinde her vakit çıkabilecek kabilecilik gayretine dayalı tefrikaya karşı en etkili tedbir de tekrar muâhâttı. Uhuvvet tesisinden sonrasında kardeşler içinde bir süre miras hükümleri de geçerli sayılmış (el-Enfâl 8/72), sadece buna Bedir Gazvesi’nin arkasından nihayet verilerek miras yalnız nesep yönünden yakınlığı olanlara hasredilmiştir (el-Enfâl 8/75). Muâhâtın miras hukuku haricinde kalan yardımlaşma, birbirine destek olma, nasihat verme, nasihat alma tarzındaki hükümleri ise daima yürürlükte kalmış, bu anlamıyla kurum tüm müminleri içine alacak şekilde (din kardeşliği) genelleştirilmiştir (el-Hucurât 49/10).

Muhacirlere fazla yakınlık gösteren Medineliler onlarla tüm mal varlıklarını bölüşmek istemişlerse de muhacirler bunu kabul etmemiştir. Sonuçta Hz. Peygamber, mülkiyeti ensarda kalmak suretiyle muhacirlerin emekleri karşılığında ürüne ortak olabileceklerini bildirmiş, böylece beraber çalışılıp elde edilmiş kazanç paylaşılmıştır. Muhacirlerin borç alarak bunu ondan sonra ödemek istemelerine karşılık ensarın yardım etme arzusu, kendi yoksulluklarını unutup göçmen kardeşlerinin ihtiyacını gidermeyi (Îsâr) ön plana alacak kadar artmıştır (el-Haşr 59/9). Nitekim Enes b. Mâlik’in nakline bakılırsa Resûl-i Ekrem, Bahreyn arazisini parça parça ayırıp dağıtmak suretiyle evvel ensarı topladığında onlar hisselerinden feragat ederek şu şekilde demişlerdir: “Ey Allah’ın resulü! Muhacir kardeşlerimize bunun bir mislini vermedikçe bizlere bir şey verme” (Tecrid Tercemesi, X, 15). Aynı şekilde Benî Nadîr ganimetleri paylaştırılırken tekrar Medineliler’in buna benzer bir tutum ortaya koyduğu bilinmektedir (Elmalılı, VII, 4843).

Ensarın muâhât çerçevesinde muhacirlere karşı yardımları, destek ve feragatları müslümanların Medine’nin iktisadî hayatında söz sahibi olmasına yol açmıştır. Muhacirler kanalıyla kurulan müslüman çarşı-pazarında İslâm’ın ekonomik ve ticarî hayata getirmiş olduğu değerler uygulanmış, bunun sonucunda yahudilerin ensar üstündeki iktisadî tesirleri azalmaya adım atmıştır. Öte taraftan Hz. Ömer ile İtbân b. Mâlik örneğinde görüldüğü şeklinde kardeşlerden bazıları, Hz. Peygamber’i nöbetleşe takip ederek gündüz öğrendiklerini akşam işinden dönen kardeşlerine aktarıyorlardı. Böylece muâhâtın boyutları ruhî-mânevî ve ilmî sahalara da uzanmıştır. Muâhât çerçevesinde Asr-ı saâdet’te görülen hayır ve güzelliklerin daha sonraki asırlarda da müslümanlar için misal teşkil etmiş olduğu söylenebilir.


BİBLİYOGRAFYA

Müsned, III, 111.

Buhârî, “Kefâle”, 2, “Edeb”, 67.

Müslim, “Feżâʾil”, 203, 204, 205, 206.

İbn Hişâm, es-Sîre, II, 150, 151, 152.

İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, Beyrut, ts. (Dâru Sâdır), I, 238, 239; III, 9, 22, 88, 139, 140, 174, 175, 410.

Süheylî, er-Ravżü’l-ünüf, IV, 296-298.

İbn Seyyidünnâs, ʿUyûnü’l-es̱er, I, 199-203.

İbn Kesîr, el-Bidâye, Mısır 1392/1973, II, 56.

Makrîzî, İmtâʿu’l-esmâʿ (nşr. M. Abdülhamîd en-Nümeysî), Beyrut 1420/1999, I, 69.

Tecrid Tercemesi, VI, 341; X, 15, 17, 122.

Muhammed b. Abdülbâkī ez-Zürkānî, Şerḥu’l-Mevâhib, Beyrut 1393/1973, I, 373-375.

Elmalılı, Hak Dini, IV, 2439; VII, 4843.

M. Yusuf Kandehlevî, Hayâtü’s-sahâbe: Hadislerle Müslümanlık (trc. Ahmet Muhtar Büyükçınar v.dğr.), İstanbul 1979, I, 370-373.

Köksal, İslâm Tarihi (Medine), I, 108-113.

Hüseyin Algül, İslâm Tarihi, İstanbul 1986, I, 326-335.

Hamîdullah, İslâm Peygamberi (Tuğ), I, 181-182.

Müellif: Hüseyin Algül

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi
 

Kaynak: Diyanet Haber

Haber Kaynağı – Diyanethaber

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kanuni Sultan Süleyman kimdir? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Sperrmüll Berlin

İstanbul escort Tuzla escort Acıbadem escort Bostancı escort Bağdat caddesi escort Erenköy escort Suadiye escort Küçükyalı escort Şerifali escort Kurtköy escort Sultanbeyli escort Göztepe escort Kayaşehir escort Çapa escort Bahçelievler escort Fatih escort Fındıkzade escort Beşiktaş escort escort girl dubai escort girls berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş kısa link