h Dolar 8,3215 %-0.33
h Euro 9,9030 %-0.33
h BIST100 1.401,87 %0.16
h Bitcoin 320656 %-3.74444
a Öğle Vakti 13:15
İstanbul 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Namazda sûrelerin Türkçe tercümesi okunabilir mi? 2021

Namazda sûrelerin Türkçe tercümesi okunabilir mi? 2021

Namazda sûrelerin Türkçe tercümesi okunabilir mi? 2021 2021

Namazda sûrelerin Türkçe tercümesi okunabilir mi? 2021

Namazda sûrelerin Türkçe tercümesi okunabilir mi?

Namazda sûrelerin Türkçe tercümesinin okunması caiz değildir. Konu ile ilgili olarak, Din İşleri Yüksek Kurulunun 04.12.1997 tarihinde almış olduğu 103 numaralı kararda şu şekilde denilmektedir:
Kur’an-ı Kerim’in namazda Türkçe tercümesinin okunmasına ulaşınca:
Kur’an-ı Kerim’de “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.” (Müzzemmil, 73/20) buyrulduğu şeklinde, Hz. Peygamber (s.a.s.) de tüm namazlarda Kur’an-ı Kerim okumuş ve namaz kılmayı iyi bilmeyen bir sahabiye namaz kılmayı tanım ederken “…sonrasında Kur’an’dan hafızanda bulunanlardan kolayına geleni oku.” (Müslim, Salât, 45) buyurmuştur. Bu itibarla namazda kıraat şu demek oluyor ki Kur’an okumak, Kitap, Sünnet ve İcma ile durağan(durgun) bir farzdır.
Bilindiği suretiyle Kur’an, Cenab-ı Hakk’ın Hz. Muhammed’e (s.a.s.) Cebrail aracılığı ile indirdiği manaya delalet eden elfâzın ismidir. Sadece anlam olarak değil, Resûlullah’ın (s.a.s.) kalbine lafızları (sözleri) ile indirilmiştir. Bu itibarla bu lafızlardan anlaşılan ve başka lafızlarla anlatılan anlam Kur’an değildir. Şundan dolayı inmiş olduğu elfâzın haricinde, hatta Arapça bile olsa, başka sözlerle anlatılan anlam Cenab-ı Hakk’ın kelamı değil, mütercimin ondan anladığı yorumdur. Oysa Kur’an teriminin muhteviyatında, bir tek anlam değil, bir rüknü olarak onun elfâzı da vardır. Nitekim;
“Şüphesiz O, âlemlerin Rabbi tarafınca indirilmiştir. Onu Rûhu’l-emin (Cebrail), uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine apaçık Arap diliyle indirdi.” (Şuarâ, 26/192-195); “İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik…” (Tâhâ, 20/113); “Korunsunlar diye dosdoğru Arapça bir Kur’an indirdik.” (Zümer, 39/28); “Bu bilen bir cemiyet için, âyetleri Arapça bir Kur’an olmak suretiyle detaylı bir şekilde açıklanmış bir kitaptır.” (Fussilet, 41/3) şeklinde tam on ayrı yerde (Yûsuf, 12/2; Ra’d, 13/37; Nahl, 16/103; Şûra, 42/7; Zuhruf, 43/3; Ahkâf, 46/12) Kur’an’ın Arapça bulunduğunu ifade eden âyetlerden, bir tek mananın değil, lafızlarının da Kur’an teriminin içeriğine dâhil olduğu açık ve kati bir halde anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, tercümesine Kur’an denilemeyeceği ve tercümesinin Kur’an hükmünde olmadığı mevzusunda İslam âlimleri görüş birliği içindedir.
Bilindiği suretiyle çeviri, bir sözün anlamını başka bir dilde dengi bir sözle aynen ifade etmek anlama gelir. Oysa her dilin, başka dillerde bulunmayan (kendine ilişik) ifade, üslup ve ifade özellikleri vardır. Bu yüzden, edebî ve hissî yönü bulunmayan bazı kuru ifadeler haricinde, hiçbir çeviri aslının yerini tutamaz ve hiçbir tercümede her bakımdan aslına tam bir uygunluk sağlanamaz. O hâlde, Kur’an-ı Kerim şeklinde, ilahî belağat ve i’cazı hâiz bir kitabın aslı ile tercümesi arasındaki ayrım, yaratan ile yaratılan arasındaki ayrım kadar büyüktür. Şundan dolayı biri yaratan Ulu Allah’ın kelamı; diğeri ise yaratılan kulun âciz beyanı. Hiç böylesi bir tercümenin, Allah kelamının yerine konulması ve onunla aynı hükümde tutulması mümkün olur mu?
Kaldı ki, İslam dini evrensel bir dindir. Değişik dilleri konuşan tüm Müslümanların ibadette ortak bir dili kullanmaları onun evrensel oluşunun bir gereğidir.
Herkesin konuşmuş olduğu lisan ile yakarma hayata geçirmeye kalkışması, Hz. Peygamberin (s.a.s.) öğrettiği ve bugüne dek uygulana gelen şekle ters düşeceği şeklinde içinden çıkılmaz bazı tartışmalara da yol açacağı muhakkaktır. Konuya ülkemiz açısından baktığımızda ise bu şekilde bir uygulamanın dışarıda Türkiye aleyhinde, içerde ise devlet aleyhinde bir araç-gereç olarak kullanılacağı, vatandaşların birlik ve beraberliğini zedeleyeceği, netice olarak bazı huzursuzluklara sebebiyet vereceği dikkatten ırak tutulmamalıdır.
Öte taraftan, sayısı yüzleri aşan çeviri ve meal arasından din ve vicdan hürriyetini zedelemeden, üstünde birlik sağlanacak birisinin namazda okunmak suretiyle seçilmesi ve bunu her insanın benimsemesi mümkün görülmemektedir.
Türkçe çeviri ile namaz kılmak ve Türkçe yakarma etmek birbirine karıştırılmamalıdır. Şundan dolayı yakarma kulun Allah’tan istekte bulunmasıdır. Bunun ise her insanın konuşmuş olduğu lisan ile yapılmasından daha doğal bir şey olması imkansız ve aslına bakarsanız genel anlamda de vatanımızda Türkçe yakarma yapılmaktadır.
Diğer taraftan, Kur’an-ı Kerim’in en mühim özelliklerinden biri de i’cazıdır. Bir benzerinin ortaya konulması mevzusunda, Kur’an tüm insanlığa alan öğrenim görmüştür. Bu i’cazın bir tek anlamda olduğu söylenemez. Aksine, “onun Allah katından indirildiğinde şüpheniz var ise, haydi bir benzerini ortaya koyun” anlamındaki tehaddi (alan okuma) âyetlerinden (Bakara, 2/23-24; Yûnus, 10/37-38; Hûd, 11/13; İsrâ, 17/88; Tûr, 52/33-34) bu özelliğin daha fazla lafızla ilgili olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca bir benzerini ortaya koymak için, insanoğlu ve cinler bir araya toplanıp birbirlerine destek olsalar bile bunu başaramayacaklarını ifade eden İsrâ suresinin 88. âyet-i kerimesinden de, Kur’an’ın bir benzerinin yapılamayacağı ve bu itibarla tercümesinin Kelâmullah sayılamayacağı, o hükümde tutulamayacağı ve dolayısıyla namazda tercümesinin okunamayacağı açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim 1926 senesinde İstanbul Göztepe Camii İmam-Hatibi Cemal Efendi’nin Cuma namazında Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tercümesini okumasıyla ilgili olarak İstanbul Müftülüğü’nün 20 Mart 1926 tarih ve 92-93 sayılı yazısı üstüne, altında Atatürk tarafınca göreve getirilen ilk Diyanet İşleri Reisi Rıfat Börekçi’nin imzası bulunan 9 Ramazan 1324/23 Mart 1926 tarih ve 743 numaralı Müşavere Hey’eti sonucunda:
“Namazda kıraet-i Kur’an bi’l-icma farz ve Kur’an’ın hangi bir sözlük ile tercemesine Kur’an itlakı kezalik bi’l-icma gayr-ı caiz ve namazda kıraet-i Kur’an mahallinde terceme-i Kur’an’ın adem-i cevazı da bi’l-umum mezahib fukahasının icmaı ile durağan(durgun) olduğundan, hilafına mücaseret, namazı vaz’-ı şer’îsinden tağyir ve emr-i dini istihfaf ve mel’abe şekline vaz’ı mutazammın olduğu şeklinde, beyne’l-müslimin iftirak ve ihtilafa ve memlekette fitne hûdusuna bâis olacağından, fiil-i mezbûre mecasereti durağan(durgun) olan merkûm Cemal Efendinin uhdesindeki vezaif-i ilmiye ve diniyenin ref’i, emr-i zaruri hâlini almış olmakla ol vechile tebligat icrası…” denilmiştir.
Şüphesiz bir Müslümanın en azından namazda okumuş olduğu Kur’an-ı Kerim metinlerinin anlamlarını bilmesi ve namazda bu tarz şeyleri anlayarak ve duyarak okuması nihayet aşama önemlidir ve bu güç da değildir. Ancak manasını idrak etmek, onun hidayetinden yararlanmak ve Ulu Rabbimizin buyruk, yasak ve öğütlerinin neler bulunduğunu öğrenmek için Kur’an-ı Kerim’i çeviri etmenin ve bu maksatla meal, çeviri ve tefsirlerini okumanın hükmü başka; bu tercümeleri Kur’an yerine koymanın ve Kur’an hükmünde tutmanın hükmü tekrar başkadır.
Namazda ve yakarma olarak Kur’an-ı Kerim, aslî lafızları ile okunması mümkün. Ulu Rabbimizin bizlere olan nasihat, emir ve yasaklarını öğrenmek, onun irşadından yararlanmak maksadıyla ise, çeviri, meal ve açıklamaları okunması mümkün. Bu maksatla Kur’an-ı Kerim’in çeviri, meal ve açıklamalarını okumak da fazla sevaptır ve umumi anlamı ile ibadettir.

Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kıraatin bazı namazlarda açık bazılarında saklı olmasının sebebi nedir? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.