h Dolar 8,3104 %-0.07
h Euro 10,0364 %-0.07
h BIST100 1.430,70 %0.75
h Bitcoin 481547 %4.41362
a İkindi Vakti 16:58
İstanbul 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Organ Naklinin Dini Hükmü 2021

Organ Naklinin Dini Hükmü 2021

Organ Naklinin Dini Hükmü 2021 2021

Organ Naklinin Dini Hükmü 2021

Organ Naklinin Dini Hükmü
Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde, organ ve doku nakli mevzusunda sarih bir yargı bulunmamaktadır. İlk müçtehit ve fakihler de, kendi devirlerinde bu şekilde bir sorun söz mevzusu olmadığı için, bu ameliyyenin hükmünü geniş şekilde açıklamamışlardır. Ancak dinimizde, Kitap ve Sünnet’in delaletlerinden çıkarılmış umumî hükümler ve kaideler de vardır. Kitap ve Sünnet’te açık hükmü bulunmayan ve her devirde karşılaşılan yeni yeni meselelerin hükümleri, İslâm fakihleri tarafınca bu umumî kaideler ile hükmü malum benzermeselelere benzetme edilerek çıkarılmış, hiçbir sorun yanıtsız bırakılmamıştır. Organ ve doku nakli mevzusunda hükmünü tayinde de aynı yola kafa vurulması uygun olacaktır. Bilindiği suretiyle, insan mükerrem bir varlıktır. Mahlukatı içinde Allah onu mümtaz kılmıştır. Bu itibarla düzgüsel durumlarda ölü ve canlı kimselerden alınan parça ve organlardan faydalanılması, insanoğlunun saygı ve kerametine aykırı görüldüğünden, İslam fakihlerince caiz görülmemiştir. Ancak, yoksulluk durumunda, zaruretin nitelik ve miktarına bakılırsa bu yargı değişmektedir.
Nitekim dinimiz, bir kısım eylem ve davranışları yasak kılmış, Kitap ve Sünnet bu tarz şeyleri tespit etmiştir. Sözgelimi murdar hayvan (meyte), kan, domuz eti, şarap… vb. şeylerin yenilip içilmesi, alınıp satılması, ilaç olarak kullanılması haram kılınmıştır. Ancak yoksulluk halinde bunlardan yoksulluk miktarında (ölmeyecek kadar) yenilip içilmesinin (el-Bakara, 173; el-Maide, 3; el-En’am, 119) meşru olduğu beyan buyrulmuştur.
Söz mevzusu ayet-i celilelerden, İslâm fakihleri, zaruretlerin bir seviyede dinen yasaklanmış şeyleri mübah kıldığı ve yoksulluk halinde yalnız ayet-i kerimelerde beyan edilen yasakların değil, yoksulluk halinin giderilmesi için yapılması mecburi ve başka bir deva olmayan tüm yasakların yoksulluk miktarınca işlenmesinin caiz vemübah olduğu sonucuna varmışlardır. O halde, ölmüş kimselerden tedavi maksadıyla organ ve doku alma ve bu tarz şeyleri hasta yada yaralı kimselere nakletme mevzusunda bir hükme erişebilmek için;
1. Zarurete binaen, cesedin kesilmesi, organ ve dokularından bir kısmının alınmasının caiz olup olmadığı,
2. Hastalığın tedavisinin yoksulluk sayılıp sayılmayacağı (Haram ile tedavinin hükmü)
3. Organ ve doku nakli caiz ise hangi şartlarla caiz bulunduğunun bilinmesi gerekmektedir.
İslam fakihleri, karnında canlı halde bulunan çocuğun kurtarılması için ölü annenin karnının yarılmasına,
Başka yoldan tedavileri mümkün olmayan kimselerin kırılmış kemiklerinin yerine, başka kemiklerin nakline,
Bilinmeyen hastalıkların öğrenilmesi ve hayatta bulunmaları sebebiyle ölülere nisbetle daha fazla şayan-ı ihtiram olan hastaların tedavilerinin sağlanabilmesi için, yakınlarının rızası alınmak suretiyle, ölüler üstünde otopsi yapılmasının caiz olacağına,
fetva vermişler, canlı bir kimseyi kurtarmak için, ölünün bir parçasını itlaf etmeyi caiz görmüşlerdir. Nitekim, Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme Kurulu’nun 16.4.1952 tarih ve 211 sayılı sonucunda, özetle; “…âmmenin çıkar ve maslahatı göz önünde tutularak, bilinmeyen bir hastalığın bilinir hale gelmesi, hastalığın bilinmemesinden doğacak âmme zararının önlenmesi, hayatta bulunmaları sebebiyle daha şayan-ı ihtiram olan hastaların tedavilerinin sağlanması benzer biçimde maslahat ve şer’î hikmetlerin husule gelmesini temin için, yakınlarının rızası alınarak, ölüler üstünde otopsi yapmanın caiz olacağı ve bu benzer biçimde sebepler dolayısıyle ölüye gösterilmesi ihtiyaç duyulan saygı ve tekrimin zevaline katlanmanın, İslamî hükümlerin bir gereği olduğu…” ifade olunmuştur.
İslam fakihleri, açlık ve susuzluk benzer biçimde, hastalığı da haramı mübah kılan bir yoksulluk saymışlar, başka yoldan tedavileri mümkün olmayan hastaların haram ilaç ve maddelerle tedavilerini caiz görmüşlerdir. Günümüzde kan, doku ve organ nakli ve tedavi yolları arasına girmiş bulunmaktadır. O halde, yaşamı yada hayatî bir uzvu kurtarmak için başka deva olmadığında, kan, doku ve organ nakli yolu ile de bazı şartlara uyularak, tedavinin caiz olması gerekir. Nitekim, Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulunun 25.10.1960 tarih ve 492 sayılı sonucunda, “tedavileri için kan nakline yoksulluk bulunan hasta ve yaralılara başka kimselerden kan naklinin; başka kimselerden alınacak parçaların takılmasıyla görmeleri mümkün olduğu takdirde; hayatında buna izin vermiş olan kimselerin, ölümlerinden sonrasında gözlerinden alınacak parçaların bu durumdaki kimselere takılmalarının caiz olacağı…” beyan edilmiştir. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 19.01.1968 gün ve 3 sayılı gerekçeli sonucunda ise “yalnız yaşamı kurtarmak için değil, bir organı tedavi etmek, hastalığın tedavisini çabuklaştırmak için de kan naklinin caiz olduğu, tıbbi ve hukuki kaidelere riayet edilmek şartıyla yürek naklinin de caiz olacağı…” ifade olunmuştur.
Yurdumuz haricinde, çeşitli İslâm Ülkelerinin yetkili kişilerince de aynı yolda fetvalar verildiği bilinmektedir.
Kurulumuzca da aşağıdaki şartlara uyularak yapılacak organ ve doku naklinin caiz olacağı sonucuna varılmıştır.
1. Zaruret halinin bulunması, kısaca hastanın yaşamını yada hayatî bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî yeterlik ve dürüstlüğüne güvenilen bir hekim tarafınca tespit edilmesi,
2. Hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine tabibin zann-ı galibinin bulunması,
3. Organ yada dokusu alınan ilgili kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması,
4. Toplumun rahatlık ve düzeninin bozulmaması bakımından organ yada dokusu alınacak ilgili kişinin sağlığında (ölmeden evvel) buna izin vermiş olması yada hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının sağlanması,
5. Alınacak organ yada doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması,
6. Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir.

Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Bebeğin doğumunun kırkıncı gününde dinen yapılması ihtiyaç duyulan işlemler var mıdır? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.