h Dolar 8,3030 %0.38
h Euro 10,0179 %0.38
h BIST100 1.427,24 %-0.03
h Bitcoin 469624 %-2.47601
a İkindi Vakti 16:58
İstanbul 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Tesettür İle ilgili karar 2021

Tesettür İle ilgili karar 2021

Tesettür İle ilgili karar 2021 2021

Tesettür İle ilgili karar 2021

Tesettür İle ilgili karar
Nûr Sûresi’nin 30. ayetinde, mü’min adamların harama bakmamaları, namus ve iffetlerini korumaları emredildikten sonrasında 31. âyetinde hanımlarla ilgili olarak meâlen: “Mü’min hanımefendilere da söyle, gözlerini (bakmaları haram olan şeylerden) çevirsinler,
edep yerlerini korusunlar -kendiliğinden görünen müstesna- zînetlerini açmasınlar, başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar” buyrulmakta ve ayetin devamında hanımefendilerin kendiliğinden görünmeyen zînet yerlerini, kimlerin yanında açabilecekleri belirtilmektedir.
1- HARAMA BAKMAK VE ÎFFETİ KORUMAK
Görüldüğü şeklinde bu iki âyette hem adamların hem de hanımefendilerin harama bakmamaları, edep yerlerini iyice örtülü tutup, iffet ve namuslarını zina, fuhuş ve onlara neden olabilecek durumlardan korumaları emredilmektedir. Hz. Peygamber (S.A.V) de; “…Gözlerin zinası şehvetle bakmaktır…” buyurarak harama bakmayı, göz zinası olarak nitelemiştir.1
Ancak, gözün harama tesadüfen ilişmesinin kasıtlı bakmak hükmünde olmadığı da hadis-i şeriflerde belirtilmiştir.2
İslâm âlimleri, yukarıda mealleri yazılı âyetlere ve mevzuyla ilgili hadislere dayanarak, adamların ve hanımefendilerin, nikâhlı eşleri haricinde herhangi bir hiç kimseye şehvetle bakmalarının haram olduğu üstünde müttefiktirler. Tedavi, şahitlik ve evlenme maksadı şeklinde, zarûret yada gereksinim halindeki bakmalara, fıkıhta belirtilen şartlar ve ölçüler dâhilinde müsaade edilmiştir.
Fitne tehlikesi ve kösnü korkusu olmamak kaydı ile, gerek adamların ve gerekse hanımefendilerin, kendi yakınlarından ve yabancılardan kimselere ve nerelerine bakıp bakamayacaklarına dair hükümler, delilleri ile beraber fıkıh kitaplarında mevcuttur.3
2- ÖRTÜNME
Nur Sûresi’nin 31. âyetinde zikredilen bu emirlerden sonrasında hanımefendilerin örtünmesi ile ilgili olarak da, kendiliğinden görünenler müstesna zînetlerini, zinet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üstüne salmaları emredilmiştir.
Cahiliyet devrinde başını örten hanımefendiler, başörtülerini enselerine bağlar yada arkalarına salıverirlerdi. Allah Teâlâ, bu ayetle, İslam’dan önceki bu âdeti kesinlikle yasaklayarak mü’min hanımefendilerin -kendiliğinden görünen dış zînetlerini, zînet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üstüne salmalarını emretmiştir.
Hz. Aişe (R.A): “Allah ilk göçmen hanımefendilere rahmet eyleye, Ulu Allah: “Mü’min hanımefendiler başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar” âyetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler.”4 der.
Yine Hz. Aişe (R.A) bigün Ensar hanımlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir ifade ile başörtüsü emrine nasıl ne şekilde uyduklarını anlatır.5
ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLMAYAN KISIMLAR
Örtülmesi emredilen, zînetten kural dışı edilen ve mücmel olarak geçen “kendiliğinden görünen” ifadesi; Ashaptan Hz. Ali, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Enes, Tabiilerden Said b. Cübeyr, Atâ, Mücâhid, Dahhâk, Müctehid İmamlardan Ebû Hanife, Malik ve Evzaî’nin de (Radiyallahu anhum) dâhil olduğu İslâm âlimlerinin çoğunluğu tarafınca; “Yüz ve bileklere kadar eller” olarak tefsir edilmiştir.6
ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLAN KISIMLAR
Âyetteki “kendiliğinden görünen” mücmel ifadeyi -az da olsa- değişik tefsir eden âlimler, hanımefendilerin, kural dışı haricinde kalan zînetlerini ve zînet bölgeleri olan saç, kafa, boyun, kulak, gerdan, göğüs, kol ve bacakların örtülmesi olarak anlamışlar ve bunlardan herhangi birini açmalarının câiz olmadığı hükmünde ittifak etmişlerdir.7 Kadınların, bu zînet yerlerini kimlerin yanlarında açabilecekleri ise, âyetin devamında bildirilmektedir.
Bu âyet-i kerime nâzil olunca, yukarıda rivayet edilen hadislerle de durağan(durgun) olduğu suretiyle, Ensar ve Muhâcir hanımefendilerin, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acil etmeleri, Hz. Aişe’nin (r.a.) ablası Esma’nın (r.a.), ince bir giysi ile Hz. Peygamber’in (a.s.) huzuruna çıkmış olduğu vakit, Hz. Peygamber’ in “Ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü haricinde kalan yerlerini göstermesinin câiz olmadığını” bildirmesi, tekrar Hz. Peygamber’in, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek “Allah’a ve ahiret gününe inanç eden bir hanıma, buluğluk çağına erişince yüzü ve şuraya kadar elleri dış, herhangi bir yerini açması câiz değildir,” buyurması; söz mevzusu ayetteki emirlerin vücub için olduğuna, hanımefendilerin yukarıda sayılan zînet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına delâlet etmektedir.
ÖRTÜNMENİN GAYESİ
Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının zînetini ve zînet yerlerini eşi yada mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafınca görülmesine alan vermemesidir. Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin yada zînetlerin görülmesine engel olacak kalınlıkta, gövde hatlarını göstermeyecek özellikte olması gerekir.8 Bu mevzuda, yukarıda meali zikredilen hadis-i şerifler haricinde, daha pek fazla hadis-i şerif bulunmaktadır.9
Ahzâb Sûresi’nin 60. âyetinde; de “Ey Peygamber eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” buyrulmaktadır.
Bu âyette müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine gövde hatlarını belli etmeyecek bir dış giysi almaları, konut giysisi ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir.
Nûr Sûresi’nin 60. ayetinde ise, yaşlanmış hanımefendilerin, 31. Ayette örtülmesi emredilen zînet ve zînet yerlerini örtmek kaydı ile (manto, pardesü, vs. şeklinde) dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şu şekilde buyrulmaktadır: “Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş ihtiyar hanımefendilerin zînetlerini, (yabancı erkeklere) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur. Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.”
NETİCE:
1. Gerek adamların ve gerekse hanımefendilerin gözlerini haramdan korumaları,
2. Kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları haricinde kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik câiz olan erkekler yanında, gövde hatlarını ve rengini göstermeyecek özellikte bir giysi (örtü) ile örtmeleri.
3. Başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üstüne salmaları, Dinimizin, Kitap, Sünnet ve İslâm âlimlerinin ittifakı ile durağan(durgun) olan kati emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dini bir vecibedir.
———————————————-

1 Buhârî, Kader, 9; VII, 214, (Davet Yay. İstanbul 1981); Müslim, Nikah, 44, Hadis No: 2152-2153; II, 612, (Davet Yay. İstanbul 1981); Beyhakî, VII, 89.
2 Müslim, Adab, 10 (II, 1699, Hadis No: 2159); Tirmizi, Edep, 28 (V, 101, Hadis No: 2777) Ebû Dâvûd, Nikah, 44, ( II, 609, 610, Hadis No: 2148, 2149); Müsned, IV, 358, 361; Dârimî, İsti’zân, 15, s. 674; Rikâk, 3, s. 694 (Davet Yay. İstanbul 1981); Beyhakî, VII, 90, (1. Baskı, Hind, 1353)
3 Serahsî, Mebsût, X, 145-165, (Beyrut, 1986); Nevevî, Minhâc, II, 206-215, (Celâleddin Mahallî’ye ilişkin şerhle beraber, II. Baskı, Mısır 1934); Kasânî, Bedâiu’s-Sanâi’, V, 118-125, (Mısır, 1328/1910); İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, V, 320-329, (Matb’a-i Âmire, İstanbul)
4 Buhârî, Tefsîr, Tefsîru Sûreti’n-Nûr, (V. 13); Ebû Dâvûd, Libâs, 33, (IV, 357), Beyhakî, VII, 88.
5 Ebû Dâvûd, Libâs, 32, (IV, 356),
6 Taberî, Câmiu’l-Beyân, X, 117-121, (Beyrut, 1405/1984)
7 Taberî, age., agy.; Fahreddin Râzî, Mefâtihu’l-Ğayb, XXIII, 201, 210, (Matba’tü’l-Behiyye, Mısır); Kurtûbî, el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’an, III, 315, 319, (Lübnan, Dâru’l-Kitâbi’l-Arabî); İbnü’l-Arabî, Ahkâmü’l-Kur’an, (Lübnan, Daru’l-Ma’rife) III, 1365-1376; Serahsî, Mebsût, X, 145-165; Celâlüddin Mahalli, Şerhu’l-Minhâc, III, 206-215; Kâsânî, age., c. ,118-125; İbn Âbidîn, age., V, 320-329; İbn Hazm, Merâtibü’l-İcma’, s. 29.
8 Serahsî, age., X, 155; İbn Âbidîn, age., V, 320-329.
9 Müslim, Libâs, 34, ( II, 1680, Hadis No: 2128), Cennet, 13 (II, 2192 Hadis No: 2128) Müsned, II, 356.

Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı

0 0 1 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Birden çok kefaret orucu olan kimse, kaç kez 61 gün oruç meblağ? 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 1 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.