h Dolar 8,6412 %-0.14
h Euro 10,1488 %-0.14
h BIST100 1.412,86 %0.38
h Bitcoin 379563 %3.50224
a Öğle Vakti 13:02
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X

Tuğrul Bey kimdir? 2021

Tuğrul Bey kimdir?

Tuğrul Bey kimdir?

Büyük Selçuklu Devleti’nin ilk hükümdarı olan Tuğrul Bey kimdir?

es-Sultânü’l-muazzam Şâhânşâh Rüknüddîn Ebû Tâlib Tuğrul Bey Muhammed b. Mîkâîl b. Selçuk kimdir?

Seyhun boylarındaki Cend şehrinde hayata merhaba dedi. Yetmiş yaşlarında vefat ettiğine gore 385’te (995) dünyaya geldiği söylenebilir. Babası Mîkâil gayri müslim Türkler’le meydana getirilen bir muharebede şehid düştüğünden Tuğrul ile ağabeyi Davet’yı dedeleri Selçuk Bey büyüttü. Selçuk Bey’in ölümünün arkasından yerine oğullarından Arslan (İsrâil) Yabgu geçti. Arslan Yabgu, Cend yöresinde çok kalamadı. Muhtemelen Cend hâkimi Emîr Şah Melik’in hücumuna uğrayarak Buhara’nın kuzeyindeki Nûr yöresine göç etmek mecburiyetinde bırakıldı. Bir süre sonrasında Mâverâünnehir’e gelen Gazneli Mahmud tarafınca hile ile yakalanıp Hindistan’daki Kālincâr Kalesi’ne hapsedildi (1025). Burada iken yeğenleri Tuğrul ile Davet beylere haber göndererek onları Gazneliler’le mücadeleye teşvik etti. Arslan Yabgu’nun ölümü üstüne (423/1032) yerini Selçuk’un hayatta kalan tek oğlu Mûsâ İnanç Yabgu aldı. Ancak yönetim fiilen Tuğrul ve Davet beylerin elindeydi. Karahanlılar ile Selçuklular arasındaki dostluk Ali Tegin’in 426’da (1035) ölmesiyle sonlandı. Ali Tegin’in oğullarının çocuk yaşta olmasından faydalanarak Karahanlı iktidarını eline geçiren beylerin düşmanca tavırları yüzünden Nûr yöresinde kalamayacaklarını anlayan Tuğrul ve Davet beyler, Hârizm’e göç edip Hârizmşah Hârun ile dostluk münasebetlerini kuvvetlendirmeye çalışırken Cend hâkimi Şah Melik’in baskınına uğradılar. Hârizmşah Hârun’un bir suikastta öldürülmesiyle Hârizm’de daha çok kalamadılar ve Gazneli Devleti’ne ilişkin Horasan’a geçtiler (Receb 426 / Mayıs 1035); Merv, Serahs, Ferâve arasındaki Nesâ yöresini vatan tuttular. İnanç Yabgu, Tuğrul ve Davet beyler Gazneli Hükümdarı Sultan Mesud’a gönderdikleri mektupta hizmetine girmek istediklerini bildirdiler. Sultan Mesud bu isteği reddetti ve onları Horasan’dan çıkarmak için bir ordu yolladı. Selçuklular, Hisâr-ı Tâk’ta vuku kabul eden çarpışmada Gazneliler’e karşı parlak bir zafer kazandılar (19 Şâban 426 / 29 Haziran 1035). Bunun üstüne Sultan Mesud Nesâ’yı Tuğrul Bey’e, Dihistan’ı Davet Bey’e, Ferâve’yi İnanç Yabgu’ya verdi.

Nesâ’da kazandıkları zafer Tuğrul ve Davet beylerin Horasan’da bir devlet kurabilecekleri düşüncesini güçlendirdi. Bu sebeple tekrardan akınlara başladılar. Selçuklu akınlarını önlemek isteyen Gazneliler’le Serahs civarlarında Talhâb mevkiinde meydana getirilen muharebede tekrar galip ulaşınca (Şâban 429 / Mayıs 1038) Horasan’ın bir kısmını işgal ettiler ve kendilerine hükümdar gözüyle bakmaya başladılar. Aralarındaki anlaşmaya gore Tuğrul Bey Nîşâbur’a, Davet Bey Merv’e, Mûsâ İnanç Yabgu Serahs’a devinim etti. Tuğrul Bey anne bir kardeşi İbrâhim Yinal’ı kendisinden evvel 200-300 atlı ile Nîşâbur’a yolladı. Nîşâbur camilerinde Tuğrul Bey adına “Melikü’l-mülûk” unvanıyla hutbe okundu. Ardından Tuğrul Bey 3000 atlı ile Nîşâbur’a gelip Sultan Mesud’un tahtına oturdu. Kolunda Oğuz elinde hükümdarlık alâmeti sayılan gerilmiş bir yay, kemerinde de üç ok bulunuyordu.

Ordularının devamlı yenilmesi üstüne Sultan Mesud bizzat sefere çıktı ve Ulyââbâd ovasında meydana getirilen muharebede Davet Bey’i bozguna uğrattı (Receb 430 / Nisan 1039). Savaştan sonrasında Tuğrul ve Davet beylerle Mûsâ İnanç Yabgu durumu değerlendirdiler. Tuğrul Bey ve Mûsâ Yabgu, Sultan Mesud’la mücadelenin güçlüğünü ileri sürerek Irâk-ı Acem ve Cürcân’a gidildiği takdirde oraların kolayca elde edilebileceğini ve Anadolu’ya akınlar yapılabileceğini söylediler. Davet Bey ise Gazneli ordusunun zayıf taraflarını anlatarak burada kalıp savaşmaktan yana tavır aldı. Sonunda Davet Bey’in görüşü benimsendi. Serahs çölünde meydana getirilen muharebede (2 Şevval 430 / 27 Haziran 1039) Gazneliler galip geldilerse de bu kati sonuçlu bir zafer değildi. Ardından Sultan Mesud sulh teklifinde bulunmuş oldu; Tuğrul ve Davet beyler bu teklifi kabul etti. Ancak Herat’ta dinlenip eksiklerini tamamlayan Sultan Mesud, barışı bozup Nîşâbur’daki Tuğrul Bey’in üstüne yürüyerek onu Ferâve çölüne kadar takip etti; baharda da Merv’e yürüdü. Merv civarlarındaki Dandanakan Kalesi önünde cereyan eden savaşı Selçuklular kazanmıştır (8 Ramazan 431 Cuma / 23 Mayıs 1040). Tuğrul Bey zaferin arkasından kurulan Büyük Selçuklu Devleti’nin sultanı ilân edildi.

Savaştan sonrasında Davet Bey Merv’de kaldı; Mûsâ İnanç Yabgu Herat’ı almak için yola çıkarken Tuğrul Bey Nîşâbur’a devinim etti. 433’te (1041-42) Cürcân’ı zaptederek idaresini Deylem prenslerinden Merdâvîc b. Bisû’ya (Bişûî) verdi. Merdâvîc buna karşılık her sene Tuğrul Bey’e 50.000 altın yollayacaktı. Merdâvîc, Taberistan’ı da ele geçirip Tuğrul Bey adına hutbe okuttu. Tuğrul Bey 434’te (1042-43) Hârizm’i fethetti. Şehre başat olan Selçuklular’ın eski düşmanı Emîr Şah Melik, Tuğrul Bey karşısında bozguna uğrayıp Dihistan’a kaçtıysa da yakalanarak Davet Bey’in direktifiyle öldürüldü. Tuğrul Bey’in aynı sene Rey’e gönderilmiş olduğu İbrâhim Yinal şehri bayındır etti ve başşehir olarak hazırladı. Arslan Yabgu’ya bağlı Oğuzlar da bu yöredeydi. Başlarında Göktaş, Boğa, Mansûr ve Anasıoğlu adlı beyler bulunuyordu. Tuğrul Bey onlara elçi gönderip hizmetine girmelerini istediyse de kabul etmeyerek el-Cezîre’ye gittiler; sonrasında Azerbaycan’a gelip muhtemelen Tuğrul Bey’e itaat ettiler. 437’de (1045-46) İbrâhim Yinal, Tuğrul Bey’in direktifiyle Hemedan’la Dînever’i ve başka bazı bölgeleri fethetti. Nâsır-ı Hüsrev onun aynı sene İsfahan üstüne yürüdüğünü kaydeder. İbnü’l-Esîr bunu 438 (1046-47) vakaları içinde zikreder ve Tuğrul Bey’in İsfahan’ı alamadığını, sadece şehrin hâkimi olan Ferâmurz b. Alâüddevle’nin vergi vermek ve hutbelerde adını okutmak suretiyle Selçuklu hükümdarının tâbileri arasına girdiğini söyler.

İnanç Yabgu’nun oğlu Hasan Bey’in 439 (1047) senesinde Aras kıyısında Becni yakınında Bizanslılar tarafınca pusuya düşürülerek öldürülmesi üstüne Tuğrul Bey, İbrâhim Yinal’ı gönderdi. Yinal’ın yanında Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış da vardı. Selçuklu ordusu Erzurum’u fethettikten sonrasında Pasin ovasında Bizans ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı (440/1048); Selçuklular’ın eline fazla sayıda tutsak ve ganimet geçti. Tuğrul Bey, Bizans imparatorunun isteğiyle esirlerden Gürcü prensini fidye almadan özgür bırakıp elçisiyle beraber İstanbul’a yolladı. Bu elçi, imparatordan İstanbul’daki caminin onarılmasını ve Tuğrul Bey adına hutbe okunmasını, vergi verilmesini istedi. İmparator camiyi onarım ettirmiş, hatta caminin mihrabına Tuğrul Bey’in sembolü olan ok ve yay işaretini koydurmuş, sadece vergi ödemeyi kabul etmemiştir.

Tuğrul Bey, 441’de (1049) isyan eden ve meydana getirilen muharebede yenilerek bir kaleye sığınan İbrâhim Yinal’ı bağışlayıp eski mevkiini iade etti. Aynı sene Âmid, Meyyâfârikīn, Erzen ve Bitlis yörelerinin hâkimi olan Mervânîler’den Nasrüddevle, Tuğrul Bey’in isteğiyle camilerde hutbeyi onun adına okuttu. Tuğrul Bey 442 senesinin ilk ayında (Haziran 1050) Büveyhîler’in egemenliğindeki İsfahan’ı kuşattı ve bir sene sonrasında şehre girdi. İsfahan’ı bir süre başşehir edindi, lakin aynı sene yine Rey şehrini merkez yapmış oldu. 446’da (1054) Tebriz’e gitti, Azerbaycan Hükümdarı Ebû Mansûr Vehsûdân hutbeyi onun adına okuttu. Tuğrul Bey, Van gölü havzasındaki Bargiri’yi aldıktan sonrasında Malazgirt’i kuşattı; büyük çaba gösterilmesine karşın müstahkem kent fethedilemedi. Tuğrul Bey kışın gelmesi üstüne muhasarayı kaldırıp Azerbaycan’a döndü. Gence önlerinde Şeddâdîler itaat arzetti. Ermeniler’e karşı meydana gelen akınlara katılan Tuğrul Bey, 447 (1055) senesinde Halife Kāim-Biemrillâh’ın davetiyle kalabalık bir ordunun başlangıcında Bağdat’a girdi. Bundan tedirgin olan Büveyhîler’in hizmetindeki Türk askerleri ve Türk asıllı kumandan Arslan el-Besâsîrî karışıklıklar çıkarınca Tuğrul Bey, Büveyhî Hükümdarı el-Melikü’r-Rahîm’i tutukladı ve Irak’taki Büveyhî hâkimiyetine nihayet verdi. İlk girişinde 13 ay 13 gün kalmış olduğu Bağdat’ta Dicle kıyısında bir cami, kendisi için saray, beyleri için konaklar ve askerleri için kışlalar ve çarşı yaptırdı. Kaynaklarda ayrıyeten burada bir kent (Medînetü Tuğrul Bey) inşa ettirdiği kaydedilir. Ancak bunun daha sonraki sultanlar zamanında meydana getirilen ilâvelerle bir kent görünümü kazanmış olması daha muhtemeldir.

Şevval 448’de (Aralık 1056-Ocak 1057) Tuğrul Bey, Kutalmış’ı Rahbe’ye firar etmiş olan Arslan el-Besâsîrî’ye karşı gönderdi, Sincar yakınında meydana getirilen muharebede Kutalmış yenilgiye uğradı. Yanında bulunan Musul Emîri Kureyş b. Bedrân savaştan sonrasında Arslan el-Besâsîrî’ye katıldı. Kureyş ve Arslan, Musul’da hutbeyi Fâtımî Halifesi Müstansır-Billâh adına okuttu. Bunu haber alan Tuğrul Bey Bağdat’tan ayrıldı. Yolda Davet Bey’in oğullarından Alp Sungur Yâkūtî kendisine katıldı. Musul’un idaresini İbrâhim Yinal’a veren Tuğrul Bey, Musul’dan Bağdat yakınlarına vardığında halifenin gönderilmiş olduğu Reîsürrüesâ İbnü’l-Müslime ile birçok emîr tarafınca karşılandı. Birkaç gün sonrasında meydana getirilen görkemli bir törenle Tuğrul Bey o güne kadar asla görüşmediği Halife Kāim-Biemrillâh’ın huzuruna kabul edildi. Halife 7 arşın yüksekliğinde bir taht üstünde oturuyordu; sırtında Hz. Peygamber’in hırkası, elinde de altından bir asâ bulunuyordu. Tuğrul Bey de yüksek bir taht üstüne oturtuldu. Halife Tuğrul Bey’i takdir ettiğini, Allah’ın kendisine kayra etmiş olduğu ülkelerin ve memleketlerin idaresini ona verdiğini ve bu ülkeleri adaletle yönetmesini söylemiş oldu. Tuğrul Bey de onun emirlerini yerine getirmek için Allah’ın yardımına güvendiğini belirtti. Ardından Tuğrul Bey’e yedi iklimin idaresinin sembolü olarak yedi kara hil‘at giydirildi. Başına da mücevherlerle süslenmiş bir taç konuldu. Halife Kāim-Biemrillâh, Tuğrul Bey’i doğunun ve batının hükümdarı ilân etti ve bizzat eliyle kılıç kuşattı (25 Zilkade 449 Cumartesi / 23 Ocak 1058). Tuğrul Bey de halifeye 50.000 altın, kıymetli kumaşlar, silâhlar ve asil atlar sundu.

İbrâhim Yinal ertesi sene Musul’u bırakıp Hemedan’a gitti. Tuğrul Bey bunu Yinal’ın yeni bir isyan çıkaracağının işareti saydı ve Yinal’dan Bağdat’a gelmesini istedi, o da şehre geldi. Kısa bir süre sonrasında Besâsîrî ile Kureyş b. Bedrân’ın Musul’u kuşattıkları haber alındı. Tuğrul Bey’in kumandanları dahil kalede dört ay dayandı. Tuğrul Bey fazla azca sayıdaki askerle Musul’a gidince orada kimseyi bulamadığından Nusaybin’e geçti. Bu esnada İbrâhim Yinal kendisinden ayrılıp Hemedan’a devinim etti, sultan da arkasından gitti. 26 Ramazan’da (16 Kasım 1058) Hemedan’a ulaşan Yinal’ın arkasından sultan da şehre vardı. İbrâhim Yinal, Hemedan yöresindeki Oğuzlar’ın yanına giderek onların desteğini aldıktan sonrasında Tuğrul Bey’i Hemedan’da kuşattı. Oğuzlar’ın hazineyi yağmalamak amacıyla kuşatmayı bırakmasından faydalanan Tuğrul Bey, Hemedan’dan Rey’e geçti. Yeğenleri Alparslan, Kavurd Bey ve Yâkūtî desteğe geldiler. İbrâhim Yinal ve Tuğrul Bey, Rey civarlarındaki Heftâze Bulan’da karşılaştılar. Mağlûp olan Yinal ve yeğenleri tutsak alındı. Tuğrul Bey bu kez Yinal’ı affetmedi ve yayının kirişiyle onu boğdurdu (9 Cemâziyelâhir 451 / 23 Temmuz 1059). Fâtımî halifesiyle Arslan el-Besâsîrî’nin İbrâhim Yinal’ı saltanatı ele geçirmek için Tuğrul Bey ile mücadeleye teşvik ettikleri söylenir.

Musul hâkimi Kureyş b. Bedrân’ın akrabasının nezaretinde bulunan Halife Kāim-Biemrillâh Bağdat’a götürülmek suretiyle yola çıkarıldı. Sultan Tuğrul Bey, halifeyi Bağdat civarlarındaki Nehrevan’da karşıladıktan sonrasında Arslan el-Besâsîrî’nin arkasından gitti. Kûfe taraflarında mağlûp edilen Besâsîrî öldürüldü. Tuğrul Bey, Davet Bey’in ölümünün arkasından onun oğullarından Süleyman’ın annesiyle evliliğe ilk adımını attı ve kendi evladı olmadığından Süleyman’ı veliaht ilân etti. 453’te (1061) Horasan’da Damgan yöresindeki Girdkûh Kalesi’ne kapanan Kutalmış Sultan Tuğrul Bey’e isyan etti ve onun gönderilmiş olduğu kuvvetleri yenilgiye uğrattı. Kutalmış’ın isyanı sultanın ölümüne kadar sürdü. Aynı sene Sultan Tuğrul Bey halifenin kızı ile evlenmeye tâlip oldu. Halife bunu kesinlikle kabul etmedi, hatta ısrar edilmiş olduğu takdirde Bağdat’tan çıkıp gideceğini söylemiş oldu. Ancak sultanın kararından dönmeyeceğini anlayınca istemeyerek razı oldu. Sultan Tuğrul Bey ile halifenin kızı Seyyide Hatun’un nikâhları Tebriz haricinde kıyıldı (13 Şâban 454 / 22 Ağustos 1062). Sultan, huzuruna gelen Tebriz hâkimi Memlân’dan senelik verginin çoğunu aldıktan sonrasında Nahcıvan’a geçti. Nahcıvan hâkimi Ebû Dülef eş-Şeybânî ile İrmîniye hâkimi İbn Celîl’i kendine tâbi kılıp Hoy şehrine yöneldi. Şehri zaptederek yeni idareciler atama etti ve arkasından Urmiye’ye devinim etti. Tuğrul Bey’in Urmiye’de hastalanması Bağdat’ta onun öldüğü yolunda bir şâyianın çıkmasına neden oldu. Tuğrul Bey, Bağdat’a dönünce görkemli bir düğün merasimi yapılmış oldu; büyük toy verildi. Kısa bir süre sonrasında yine hastalanan sultan Seyyide Hatun ile beraber Bağdat’tan ayrıldı. Altı ay sonrasında yetmiş yaşlarında Rey’de vefat etti (8 Ramazan 455 / 4 Eylül 1063); Rey’de kendi adıyla anılan türbesine (Günbed-i [Burc-i] Tuğrul Beg) gömüldü.

Kaynaklar Tuğrul Bey’i kan dökmekten hoşlanmayan, merhametli, soylu davranışlı, kusur ve hataları bağışlayan, sabırlı, kibirden ırak, eli açık, dürüst ve dindar bir hükümdar olarak tanıtır. İmâdüddin el-İsfahânî, Tuğrul Bey’in devrini gül bahçelerine benzetir. Başlıca amaçlarından biri hac yolunu güvenilir duruma getirmek, diğeri de Fâtımîler’in varlığına nihayet vererek İslâm âlemini birleştirmekti. Çevresindekilere yağmacılıkla hayata devam etmenin mümkün olmadığını anlatmak için büyük çaba sarfetmiştir. Davet Bey’in Nîşâbur’un yağmalanmasında ısrarcı olması karşısında fazla öfkelenmiş, ısrarını sürdürmesi halinde kendini öldüreceğini söylemiştir. Zamanının çoğunu savaşlarla geçirmesine karşın bayındır faaliyetleriyle de ilgilenmiş; Nîşâbur, Rey, İsfahan ve Bağdat benzer biçimde şehirlerde cami ve medreseler yaptırmıştır. Tuğrul Bey birçok ozan ve edip tarafınca övülmüştür. Fahreddin Es‘ad-ı Gürgânî, Vîs ü Râmîn adlı eserinin giriş kısmında ona bir övgü yazmış, İbn Hassûl, Kitâbü Tafżîli’l-etrâk ʿalâ sâʾiri’l-ecnâd adlı kitabını Tuğrul Bey’e okunmak suretiyle Amîdü’l-mülk Kündürî’ye takdim etmiştir. 1040-1060 yıllarında Nîşâbur’da Tuğrul Bey adına altın para bastırılmıştır; bu paraların çoğunda “es-Sultânü’l-muazzam” unvanıyla anıldığı görülmektedir. Belge ve sikkelerde Tuğrul Bey için kullanıldığı belirtilen unvan ve lakapların bir kısmı şöylece sıralanabilir: el-Emîrü’l-celîl, Rüknü’d-devle ve’d-dîn, Yemînü emîri’l-mü’minîn, Melikü’l-İslâm ve’l-müslimîn, Burhânü emîri’l-mü’minîn, şâhânşah, melikü’l-meşrik ve’l-mağrib, gıyâsü’l-müslimîn, mugīsü ibâdillâh. Tuğrul Bey’in tevkii “i‘timâdî ale’llah”tır.


BİBLİYOGRAFYA

Muhammed b. Abdülcebbâr el-Utbî, Târîḫu’l-Yemînî (Ahmed el-Menînî, el-Fetḥu’l-vehbî ʿalâ Târîḫi Ebî Naṣr el-ʿUtbî içinde), Kahire 1286, I, 335-336, 341; II, 79, 84.

Gerdîzî, Zeynü’l-aḫbâr (nşr. Abdülhay Habîbî), Tahran 1347 hş., s. 176, 189, 190, 192.

Muhammed b. Hüseyin el-Beyhakī, Târîḫ (nşr. Kāsım Ganî-Ali Ekber Feyyâz), Tahran 1324 hş., tür.yer.

İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, VIII, tür.yer.

Râvendî, Râḥatü’ṣ-ṣudûr, s. 65, 85, 94, 97-112, 116, 117.

Aḫbârü’d-devleti’s-Selcûḳıyye, bk. İndeks.

İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, IX-X, tür.yer.

Bündârî, Zübdetü’n-Nuṣra, s. 5-29.

Sıbt İbnü’l-Cevzî, Mirʾâtü’z-zamân (trc. Ali Sevim, TTK Belgeler, XVIII/22 [1997] içinde), s. 3-90.

İbn Hallikân, Vefeyât, V, 63-68.

Ebü’l-Ferec, Târih, bk. İndeks.

Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî, Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. Ahmed Ateş), Ankara 1960, s. 12, 13, 15-29, 31, 42.

M. Halil Yinanç, Türkiye Tarihi, Selçuklular Devri I: Anadolu’nun Fethi, İstanbul 1944, tür.yer.

J. Walker, “A Unique Medal of the Seljuk Tuqhrilbeg”, Centennial Publication of the American Numismatic Society, New York 1958, s. 691-695.

Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti, Ankara 1965.

A. K. S. Lambton, “The Internal Structure of the Saljuq Empire”, CHIr., V, 215, 218, 223, 229.

C. E. Bosworth, “The Political and Dynastic History of the Iranian World (A.D. 1000-1217)”, a.e., V, 18, 20-22.

a.mlf., “Ṭog̲h̲ril (I) Beg”, EI2 (İng.), X, 553-554.

E. Honigmann, Bizans Devletinin Doğu Sınırı (trc. Fikret Işıltan), İstanbul 1970, s. 170 vd.

R. W. Bulliet, “Numismatic Evidence for the Relationship Between Tughril Beg and Chaghrī Beg”, Near Eastern Numismatics, Iconography, Epigraphy and History: Studies in Honor of George C. Miles (ed. D. K. Kouymjian), Beirut 1974, s. 289-296.

Mehmet Altay Köymen, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi I: Kuruluş Devri, Ankara 1975.

a.mlf., Tuğrul Bey ve Zamanı, İstanbul 1976.

a.mlf., “Tuğrul Bey”, İA, XII/2, s. 25-41.

V. V. Barthold, Moğol İstilâsına Kadar Türkistan (haz. Hakkı Dursun Yıldız), Ankara 1990, bk. İndeks.

Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri, Boy Teşkilâtı, Destanları, İstanbul 1992, s. 87-92.

Hasan Hüseyin Adalıoğlu, Büyük Selçuklu Devleti ile Abbâsî Halifeliği Münasebetleri (doktora tezi, 1996), MÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, tür.yer.

Abdülkerim Özaydın, “Büyük Selçuklular’da Unvan ve Lakaplar”, Prof. Dr. Işın Demirkent Anısına (haz. Abdülkerim Özaydın v.dğr.), İstanbul 2008, s. 424-425, 431-432.

İbrahim Kafesoğlu, “Selçuk’un Oğulları ve Torunları”, TM, XIII (1958), s. 117-130.

G. Makdisi, “The Marriage of Tughril Beg”, IJMES, I/3 (1970), s. 259-275.

Bahaeddin Ögel, “Tuğrul Bey’in Adı Hakkında”, Selçuklu Araştırmaları Dergisi, III, Ankara 1971, s. 201-207.

Coşkun Alptekin, “Selçuklu Paraları”, a.e., III (1971), s. 443-467.

Yar Muhammad Khan, “Tughrul Bey and the Consolidation of the Seljuq State”, Journal of Central Asia, IV/1, Islamabad 1981, s. 108-121.

Müellif: Faruk Sümer

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi
 

Kaynak: Diyanet Haber

Haber Kaynağı – Diyanethaber

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Safer Ayı 2021

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Sperrmüll Berlin

İstanbul escort Tuzla escort Acıbadem escort Bostancı escort Bağdat caddesi escort Erenköy escort Suadiye escort Küçükyalı escort Şerifali escort Kurtköy escort Sultanbeyli escort Göztepe escort Kayaşehir escort Çapa escort Bahçelievler escort Fatih escort Fındıkzade escort Beşiktaş escort escort girl dubai escort girls berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş kısa link